Azize Tan: “Sanat Sinemasına karşı olan önyargıyı kırmak istiyoruz”

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2020/07/Başka-Sinema-Ayvalık-Film-Festivali-basın-toplantısı-5-660x330-1.jpg

Başka Sinema’nın direktörü Azize Tan ile Pazar röportajı gerçekleştirdim. Başka Sinema’nın amacının ve hedeflerinin yanı sıra merak ettiğim birçok soruyu kendisine sordum.
AC:2016 yılında Başka Sinema ile yollarınız kesişti. Kendinizden ve bu süreçteki gelişmelerden söz eder misiniz?
AT:Başka Sinema’da çalışmaya başlamadan önce 1997-2016 yılları arasında İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nda uzun bir kariyerim oldu. Öğrenciyken altyazı çevirisi yaparak çalışmaya başladığım vakıfta İstanbul Film Festivali direktörlüğüne kadar uzanan yolda festivalle ilgili çeşitli pozisyonlarda çalıştım ve üç İstanbul Bienali’nde de koordinatörlük yaptım. 2016 yılında vakıftan ayrıldığımda dokuz yıldır İstanbul Film Festivali’nin direktörüydüm. Başka Sinema’nın iki kurucu ortağı Ersan Çongar ve Marsel Kalvo zaten İstanbul Film Festivali nedeniyle uzun yıllardır tanıdığım ve birlikte çalıştığım kişilerdi. Özellikle Başka Sinema’yı kurarak yaptıklarını yakından takip ediyordum ve bana birlikte çalışma teklifiyle geldiklerinde memnuniyetle kabul ettim.


AC: Başka Sinema nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Projenin amacını ve hedefini anlatır mısınız?
AT: Başka Sinema 2013 yılında kurulurken ben başka bir kurumda çalışıyordum ama özellikle bağımsız sinemanın gelişmesi için çalışan biri olarak bu oluşumu çok destekledim. Daha düşük bütçelerle çekilmiş ve özellikle tanıtım için yeterli kaynağı bulunmayan sanat sineması örneklerinin kendine vizyonda çok fazla yer bulamadığı bir dönemde, bağımsız sanat filmlerini Türkiye’ye getiren sektörün iki önemli şirketi, Bir Film ve Mars Prodüksiyon bu filmlerin daha fazla izleyiciye ulaşabilmesi için Başka Sinema’yı kurmaya karar veriyor.
Başka Sinema, ulusal ve uluslararası bağımsız filmlerin gösterilmesi için mekân ve imkân yaratarak, gişe filmlerine alternatif olacak kaliteli sinema ürünlerini izleyiciyle buluşturma hedefiyle hayata geçirilmiş bir dağıtım projesi. Aslında her şey, Cannes’da Altın Palmiye kazanan Haneke’nin Amour filminin sadece üç salonda yer bulmasıyla başlıyor. Bu tip filmlerin izleyici potansiyeli olduğunu ama yeterli gösterim imkânı bulamadığını düşünen iki şirket bir araya gelerek Başka Sinema’yı başlatıyor.


AC: Bize her gün Festival sloganıyla yola çıktınız? Başka Sinema projesi sinemaseverlerden çok büyük ilgi gördü. Hedef kitlenizin tamamına ulaşabildiniz mi? Ulaşamadığınız bir kitle hala var mı?
AT: Sosyal medyada oldukça büyük bir takipçi kitlemiz var. Takipçi sayımız organik ve interaktif bir ilişkimiz var onlarla. Hedef kitlemizin tamamına ulaşmamız söz konusu olamaz çünkü bunun bir sınırı yok. Başka Sinema ilk kurulduğundan bu yana çok yol kat etti, çok kısa sürede Türkiye’de tanınan ve güvenilen bir marka olmayı başardı. Amacımız Türkiye’nin daha çok şehrinde olmak ve daha çok insana ulaşmak. Sanat sinemasına karşı olan önyargıyı kırmak istiyoruz. Türkiye’nin her yerinden insanlar bizimle temasa geçip filmlerimizi izlemek istediğini söylüyor. Hepsini bir şekilde gerçekleştirmeye çalışıyoruz. İzleyicilerimizi de kendi aralarında örgütlenip daha büyük sayılarla sinemalara talepte bulunmaları için yönlendiriyoruz. Türkiye’nin çok genç bir nüfusu var ve en çok da onlara ulaşmak istiyoruz.

AC: Proje ortaklarınızdan bahseder misiniz?
AT: Başka Sinema’nın kurucu sponsoru Kariyo&Ababay Vakfı. Sami Kariyo ve Dürin Ababay daha fikir aşamasında Başka Sinema’ya büyük katkı sundular. Sponsorun çok ötesinde bir ilişkimiz var onlarla. Daha sonra Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’ne de sponsor oldular. Bunun dışında ilk kuruluşunda Başka Sinema Eurimages’dan bir destek almıştı. Unifrance, Goethe Enstitüsü, Fransız Kültür Merkezi, Kültür İçin Alan, Kanada İstanbul Konsolosluğu, İsrail İstanbul Konsolosluğu, Amerikan Büyükelçiliği de farklı projelerimizde bize destek oldular. Gerek çeşitli film haftaları düzenlenmesi, gerek filmler vizyona girdiğinde yurtdışından konukların davet edilmesi, gerekse Ayvalık’ta düzenlenen festival için bu kurumların ciddi katkıları oluyor. Bunun dışında Altyazı, Filmloverss, Radyo ODTÜ gibi basın sponsorlarımız da mevcut.
AC: Başka sinema projesine sinema salonları nasıl yaklaşıyor? Sinema salonlarının size dayattığı koşullar oluyor mu? Örneğin film arası konusunda?
AT: Sinema salonlarıyla karşılıklı bir diyalog içerisindeyiz. Düzenli fikir alışverişinde bulunuyoruz. İlk başlarda bu farklı sistemi uygulamak konusunda bazı sıkıntılar yaşansa da Başka Sinema’nın bilinilirliğinin artması ve seyircilerin olumlu tepkileri sinemaların da bu dağıtım sistemine uyum sağlamasını kolaylaştırdı. 365 gün program yapan sinemalarımız artık bizi bizden iyi tanıyor neredeyse. Başka Çarşamba çerçevesinde yeni çalışmaya başladığımız salonlar da filmlerimize gelen seyircilerin oldukça bilinçli olduğunu görüp Başka Sinema sisteminin ne kadar düşünülerek oluşturulduğunu hemen anlıyor. O anlamda büyük bir sıkıntı yaşamıyoruz ama bir uyum süreci yaşanıyor tabii.


AC: Başka sinemanın teknolojik alt yapısından da bahseder misiniz? Sinema salonlarında teknolojik alt yapıyı Başka Sinema olarak siz mi üstleniyorsunuz?
AT: Başka Sinema ilk kurulduğunda salonların dijitalleşme süreci yeni başlamıştı. Özellikle bağımsız sinemalar 35 mm yerine dijitale geçişi gerçekleştirebilecek maddi güce sahip değildi. Bu nedenle, çalışmaya başladığımız ilk sinemaların dijital ekipmanını Başka Sinema olarak biz aldık. Bunun karşılığında 3 yıl Başka Sinema filmlerini programlama şartı getirdik. O üç yılın üzerinden bir dört yıl daha geçti ve bütün sinemalarımız iyi işleyen ve mutlu oldukları bu sistemde kalmaya devam ediyor. Birlikte ciddi seyirci rakamlarına ulaştık. Daha önce insanların potansiyeli olmadığını düşündüğü filmlerin de aslında bir izleyici kitlesi olduğunu gösterdik. Şu anda tüm dünyada 35 mm yerine dijitale geçiş tamamlanmış durumda. O nedenle sinemalara herhangi bir altyapı yatırımı yapmıyoruz. Daha çok programlama ve tanıtım alanlarında çalışıyoruz sinemalarla.
AC: Hangi illerde kaç salonda varsınız? Önümüzdeki dönemde başka hangi illerde Başka Sinema’yı göreceğiz?
AT: 1 Kasım 2013’te 2 şehirde toplam 4 salonda faaliyet göstermeye başlayan BAŞKA SİNEMA Mart 2020 itibarıyla 22 şehirde toplam 39 salonda filmler gösteren bir zincire dönüştü ve kaliteli film arayan sinemaseverlerin yakından takip ettiği bir marka haline geldi. 365 gün program yaptığımız sinemalarımız İstanbul, Ankara ve İzmir’de. Bunun yanı sıra çok sayıda şehirde BAŞKA ÇARŞAMBA adı altında yaptığımız gösterimlerle haftada bir gün de olsa alternatif film izlemek isteyen izleyicilere ulaşmaya çalışıyoruz. Bu gösterimler büyük ilgi görüyor ve BAŞKA ÇARŞAMBA gösterimi yapmak isteyen şehir sayısı artıyor. Bazen bu tek gösterimde filmi bir hafta gösterime sokunca elde edebileceğimiz seyirci sayısına yakın rakamlar elde ediyoruz. Ayrıca seyirciler örgütlenerek sinemalara bu filmleri görmek istediklerine dair taleplerini iletiyorlar. Özellikle sinemalarda izleyici rakamlarının düştüğü son 2 yılda Başka Sinema seyircisinin rakamları arttı. O nedenle bizimle çalışmak isteyen bütün şehirlere gitmeye çalışıyoruz.
AC: Proje başladığından bu yana kaç film gösterime sunuldu?
AT: Başka Sinema faaliyet gösterdiği 7 yılı aşkın süre içerisinde yaklaşık 3,5 milyon izleyiciye ulaştı ve 450’nin üzerinde filmi vizyona soktu.
AC: Başka Sinema olarak üç yıldır Ayvalık Festivali’ni düzenliyorsunuz? Bu fikir nasıl ortaya çıktı? Niye Ayvalık? Festival beklediğiniz ilgiyi gördü mü?
AT: Başka Sinema 2018 yılının ekim ayında kendi film festivalini düzenlemeye başladı. Türkiye’de festival kültürünü değiştirme iddiasıyla yola çıkan etkinlik daha ilk yılından büyük ilgi gördü, 2019 yılının ekim ayında düzenlenen ikinci Başka Sinema Ayvalık Film Festivali izleyici oranını ilk yıla göre %30 artırarak 5 günde 7.000 izleyiciye ulaştı. Başından beri amacımız farklı bir festival yapmaktı, yarışması olmayan, filmlerin daha çok konuşulduğu, film gösterimlerinin yanı sıra paneller, söyleşiler, üniversite öğrencileri ve çocuklar için atölyelerle zenginleşen bir etkinlikti amacımız. Ege, sanat filmlerine en çok ilgi gösteren izleyici kitlesine sahip bölgemiz. Başka Sinema olarak en çok talebi bu bölgeden alıyoruz. Yıllardır yapılması konuşulan ama başarıyla hayata geçirilemeyen İzmir Film Festivali’nin yerine hem ulusal hem de uluslararası alanda saygın ve iddialı bir festival yaratmak başlıca hedefimiz.
Civar illerden artık çok kolay ulaşılan Ayvalık mimarisi, tarihi, kültürü ve mutfağıyla Türkiye’nin en gözde ilçelerinden biri. Ayvalık’ta kültür sanatla yakından ilgili bir kitle mevcut. Ayrıca son dönemde büyük şehirlerden buraya ciddi bir göç de söz konusu.
Daha ilk yılımızda Ayvalıklılar dışında İzmir, Çanakkale, Balıkesir, Edremit, Burhaniye, İstanbul ve feribotla bir saat mesafede olan Midili Adası’ndan gelen çok sayıda izleyici Ayvalık’ın doğru bir tercih olduğunu bize gösterdi.
AC: Gerek Başka Sinema salonlarında, gerekse Festival’de gösterilecek filmleri seçerken neleri kriter alıyorsunuz?
AT: Başka Sinema adı üzerinde, daha yüksek bütçeli ticari filmlerden daha başka filmleri gösteren bir oluşum. Başka Sinema’nın zengin film koleksiyonunda, 2020 yılında En İyi Film Oscar’ını kazanarak bir ilke imza atan Bong Joon-Ho’nun yönettiği Parazit’ten, geçen yıl Antalya Film Festivali’nde 11 ödül alarak adından çok söz ettiren Ali Özel’in yönettiği Bozkır’a kaliteli ve ödüllü yerli ve yabancı yeni filmlerin yanı sıra Fellini’nin yönettiği 81/2 ve Bergman’dan Güz Sonatı gibi sinema klasikleri de yer almakta. Sloganımızdan da belli olduğu üzere dünyadaki belli başlı festivalleri takip ediyoruz. Buralarda ödüller kazanmış beğenilen filmleri izleyiciye sunmak, yeni yönetmenler keşfetmek asıl hedefimiz. Bunun yanı sıra Başka Sinema Klasikler adı altında dünya sinemasının önemli yönetmenlerinin filmlerini de vizyona sokuyoruz. Kieslowski’den renk üçlemesi, Anayurt Oteli, David Lynch ve Haneke filmleri klasikler başlığı altında ya vizyona girdi ya da girmeyi bekliyor.

AC: Pandemi döneminde Başka Sinema olarak Blu TV’den filmleri izleme şansımız oldu? On line izleme süreci verimli bir süreç oldu mu?
AT: Bu bizim için önemli bir denemeydi. Filmlerin sinema salonlarında gösterilmesi her daim önceliğimiz. Ancak bu olağanüstü şartlarda filmleri izleyicilere sunabilmek için alternatifler üretmek durumundaydık. BluTV abonelik sistemiyle çalışan bir platfom, o nedenle öde ve izle sistemi BluTV aboneleri için farklı bir deneyim oldu ancak bizim için çok öğreticiydi. Online gösterimler konusunda tüm dünyada olduğu gibi biz de çalışmaya ve düşünmeye devam ediyoruz. Bu gösterimlerin sinemalardaki gösterimlerle sinerji yaratacak şekilde nasıl yapılabileceğine dair kafa yormaya devam ediyoruz.
AC: Sinema salonları tekrar açıldı. Önümüzdeki dönemde sinema sektörü için beklentileriniz nelerdir?
AT: Pandemi tüm dünyayı çok ciddi bir şekilde etkiledi. Sinema, bu salgından en çok zarar gören sektörlerden biri. Salonlar açıldı ama özellikle havalar sıcakken seyircilerin tercihini daha çok açıkhava sinemalarından yana kullanacağını düşünüyorum. Esas sonuçları Ekim ayıyla birlikte daha net göremeye başlayacağız. Herkes şu anda Tenet gibi büyük bütçeli bir filmin salonlara hareketlilik getireceğini düşünüyor. Tenet’in gösterim tarihi de birkaç kez ertelendi. Ancak ben durumun daha normale dönmesinin yıl sonunu bulabileceğini düşünüyorum.
AC: Farklı kültür sanat kurumlarıyla işbirliğiniz var mı ya da olacak mı?
AT: Başka Sinema, sinema salonlarının yanı sıra üniversiteler (Boğaziçi, Anadolu, Koç, Özyeğin vb), belediyeler, sanat kurumları, sinema topluluklarıyla işbirlikleri yapmakta, Türkiye’de sanat sineması seyircisine ulaşmak ve bu seyirci sayısını artırmak için sürekli çalışmakta. Kars ve Lüleburgaz Sinema Derneği örneğin uzun zamandır işbirliği yaptığımız oluşumlar. Bunun dışında İKSV, Arter, Pera Müzesi; Bodrum Müzik Festivali işbirliği yaptığımız bazı kültür kurumları.


AC: Başka Sinema olarak gelecekte farklı ne gibi projelere imza atacaksınız?
AT: Her daim kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Başka Sinema Ayvalık Film Festivali kapsamında öğrencilerle yaptığımız eğitim programlarını genişleterek gençlerle daha sıkı bir iletişim kurmak ve online gösterim alternatiflerine çalışmak planlarımız arasında.
AC: Proje ortaklarınızdan Kariyo&Ababay Vakfı her yıl festivalde yılın en iyi Türk yönetmenine ödül veriyor. Nasıl seçiyorsunuz? İleriki dönemlerde yabancı yönetmenleri de katmayı düşünüyor musunuz?
Festivali yapmaya karar verdiğimizde Kariyo&Ababay Vakfı (KAV) da Yılın Yönetmeni Ödülü’nü koymayı teklif etti. Sinema alanında yaratıcılığı, öncü ve örnek olmayı, ilham vericiliği, üretkenliği ve ulusal ve uluslararası sanatsal başarıyı teşvik amacıyla verilen ödül
100.000 TL değerinde.
KAV Yılın Yönetmeni Ödülü, son bir yılda filmi ticari gösterime girmiş ya da ulusal ve uluslararası festivallerde yer almış olan yönetmenlerden birine veriliyor. Ödül için başvuru alınmıyor, belirtilen tarihler arasında belirtilen kriterlere uyan tüm yönetmenler doğal aday oluyor. KAV, yılın yönetmeni ödülü ön seçimi için bir Danışma Kurulu oluşturuluyor. Danışma Kurulu, sinema alanında uzmanlaşmış ve sinema dışındaki farklı sanat disiplinlerinden kişilerden seçiliyor. Her yıl farklı bir danışma kurulumuz oluyor. Danışma Kurulu, en az iki, en çok üç yönetmeni ödül adaylığına gösteriyor ve KAV’a sunuyor.
KAV, Danışma Kurulu’nun kendisine sunduğu adaylardan tek bir yönetmeni, Yönetim Kurulu toplantısında seçiyor ve ödül Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nin açılış töreninde takdim ediliyor.
Bu ödül daha ziyade Türkiye’den sinemacıları teşvik etmek amacıyla verilmeye başlandı. Yabancı bir yönetmenden önce, eğer ödül sayısını artıracaksak farklı alanlarda (belgesel, kısa film, ilk film vs) yerli sinemacılara ödüller vermek ilk tercih olacaktır diye düşünüyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

© Ayben Cumalı 2020 - Tüm Hakları Saklıdır.