Başarının Anahtarları İşini Sevmek, Keyif Almak, Disiplin ve Çok Çalışmak
Mayıs 2, 2020

Başarının Anahtarları İşini Sevmek, Keyif Almak, Disiplin ve Çok Çalışmak

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200430-WA0014-002-1280x1280.jpg

Oyuncu Çiçek Dilligil sanat yaşamı, hobileri, bu dönemi nasıl geçirdiğini, Corana sonrası yeni projelerini ve gençlere tavsiyelerini röportajımda paylaştı.

AC: Siz tiyatronun içine doğdunuz. Anne tiyatrocu, baba tiyatrocu, abi tiyatrocu, teyze tiyatrocu, yeğenler tiyatrocuydu. Sizi tiyatroya yönelttiler mi yoksa kendi tercihiniz mi oldu?
ÇD: Aynen dediğiniz çok doğru bir tabir. Tiyatrocu bir ailenin içinde doğdum. Direkt gördüğüm, bildiğim, öğrendiğim tiyatro oldu. Ama bu durumlarda şöyle de bakarım. Mutfağını bildiğiniz işin zorluklarını da bilirsiniz. Hangi meslek olursa olsun. Ben bütün zorluklarıyla oyunculuğu öğrendim. Gecesi yoktur, gündüzü yoktur. Maddi kaygıları çoktur. Bir vardır, bir yoktur. Mesela bugün günümüzde bile en ufuk toplumsal problemde ilk önce bizim mesleğimize yansır. Şu anda da öyle bir dönem yaşıyoruz. Muhtemelen en son tiyatrocular seyircisiyle buluşabilecek. Bütün handikaplarını bile bile içinde olduğunuz bir meslek. Şöyle bir şey de var. Dışardan baktığın zaman çok zor gelebilir ama siz içerde bunun bir yaşam biçimi olduğunu bilirsiniz. Bildiğim bir şeyin içinde doğdum. Yönlendirme ya da yönlendirmeme olmadı. Bunun tam tersi de oluyor. Birçok mesleğin sahibi olan ebeveynler çocuklarının kendi mesleklerini devam ettirmesini çok istemeyebiliyorlar. Onlar da zorluklarını bildikleri için diye düşünüyorum. Hiç böyle bir şey yaşamadım. Annemle büyüdüm. Babamı iki yaşında kaybettim. Annemle birebir büyüyüp yetiştim. Kararlarımda annemle birlikte söz hakkımız olurdu. Annemin söylediği bir şey vardı. Hangi mesleği seçeceksen seç. Onun okulunu okuyacaksın derdi. Tiyatroyu seçeceksen konservatuar okuyacaksın. Annem yeteneğin varsa en iyisini git oku demişti. Yönlendirme ya da yönlendirmeme olmadı.

AC: Bir oğlunuz var. O da tiyatro geleneğini sürdürecek mi?
ÇD: Tiyatro ile ilgilenmedi değil. Aslında tiyatroyla ilgilendi. Lise yıllarında hafta sonu kursuna Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne gitti. Açıkçası hiç de fena değildi. Objektif olarak baktığımda ya da meslektaş arkadaşlarım da değerlendirdiğinde sahne üzerinde iyiydi. Ama direkt oyunculuğu seçmedi. Daha çok babasından gelen müzik yönü ağır bastı. Müzikal oyunculukla ilgileniyor. Aslında ilgilenmiyor da değil. Hatta bununla ilgili yurtdışında da kurs ve benzeri eğitimlerle kendini destekledi. Müzikalle ilgileniyor. Ama daha çok şarkı söylüyor, beste yapıyor ve piyano çalıyor.

AC: Çok küçük yaşta bir filmde oynadınız. O zaman geleceği gördünüz mü?
ÇD: ‘Minik Cadı’ filminde 5,5 yaşındaydım. 6 yaşında okula başladım. Filmin dublajını yapmaya başladığımda okuma-yazmayı yeni öğreniyordum. Kocaman kocam yazılar yazdıklarını hatırlarım. Geleceği görecek şuurda değildim. Çok eğlenceli oyun zamanı gibiydi. Çok keyifli ve güzeldi. Hatta film hediyesi olarak çok güzel bisiklet almışlardı. Onun için tamamen eğlencelik ve keyifti. O zamanlarda o yaşlarda mesleki yükümlüğün altına sokmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Annem anı olarak kalmasını istemişti. Çok da tutmuş bir filmdi. Devamını da istemişlerdi. Annem hiç istemedi. Annem eğitimime önem verdi. Benim için bir anıydı. Çocuğum kocaman oldu. O bile filmimi seyrediyor. Bir nesil o filmle büyüdü. Ben de dahil o filmle büyüdüm. Annem izin vermiş de o filmi çekmişim.

AC: Bu dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mesleki açıdan soruyorsanız nadasa bırakma gibi düşünüyorum. Bu dönemde güzel güzel bir şeyler ekiyoruz. Biraz bekletiyoruz. Ben hayatımda üretken bir insanım. Sadece sanatçı kimliğimle değil, eş kimliğimle, anne kimliğimle, kadın kimliğimle. Hayatımdaki rolüm neyse hepsi için bunu söyleyebilirim. Çalışırım boş durmayı hiç sevmem. Üretmeyi, yaratmayı, yoktan var etmeyi çok severim. O yüzden şimdi de çok çalışıyorum. Evde 46. ya da 47. günüm tam bilmiyorum. Evden maksimum üç ya da dört defa çıktım. O da mahalle içinde alışverişe gittim. Bir dakika evde sıkılacak zamanım yok. Eyüboğlu Koleji’nin türkçe tiyatro hocalığını yapıyorum. Onlarla sürekli çalışma halindeyiz. Uzaktan çekimler yaparak kolaj gibi bir oyun hazırlıyoruz. Ben çekim yapıp ders verdiğim öğrencilere yoluyorum. Pratik eğitimin ötesinde teorik eğitimlerde vermeye başladım. Yeni bir müfredat oluşturuyorum. Müfredat oluşturmak çalışmak ve kendimi yenilemekle ilgili. Haftada üç gün instagram üzerinden canlı yayın yapıyorum. Bir şeyler öğrenmeye ve öğrendiklerimi iletmeye çalışıyorum. Haftada iki gün Bora’nın canlı yayınları oluyor. O işin yapımcısı gibi destek veriyorum. Her an bir şey üretiliyor. Evle çok ilgileniyorum. Yardımcım vardı. Yemek elimin iyi olduğu bir alan olduğunu söyleyebilir. Temizliğe mesela yetişemezdi. Bunları şu an da Bora ve oğlumla birlikte yapıyoruz. Herkesin bir görevi var. Çok iyi organize olduk. Bunun da tadını çıkarıyoruz. Birlikte olmanın tadını çıkarıyoruz. Çok yoğun çalışan insanlardık. 09:00- 17:00 saatleri arasında çalışmadığımız için. Bora’nın ve benim turnelerimiz oluyordu. Akşam saatleri tiyatroya gidiyordum. Gündüz okuldaydım. Ardahan uzun bir süredir Amerika’daydı. Kalabalık yaşamayı seven insanlarız. Geniş sofralar kurarız. Biz bize uzun zamandır kalmamıştık. Zor günlerden geçtik. Son bir senedir. Kayınvalidemin kanser tedavisi ile uğraştık. Son iki ayı da hastanede geçirdik. Çok yoğun bir dönemden sonra üçlü bir dinginliğe düştük. Bu bize iyi geldi. Biz bu süreçten iyi çıkıyoruz. Dünyada yaşayan bir insan olarak hikâyeye başka bir yerden bakıyorum. Doğaya ne kadar acımasız davranıldığını görüyorum. Bu taraftan bakıyorum. Doğanın bizi nasıl iyileştirdiğini, nasıl mucize olduğunu görüyorum. Umarım bu süreçten her anlamda dersler alarak çıkacağız.

AC: Bu dönemde en çok ne yapmayı seviyorsunuz?
ÇD: Evimde olmayı seviyorum. Ramazan ayına denk geldi. Ramazan’da ben oruç tutarım. Allah kabul ederse. Bu süreç çok koşturmalı olurdu. İftar saatinde evde olmayabilirdik, ya da son dakikada koşulurdu. Evde olunduğu için dingin bir şekilde iftar hazırlığı yapıyoruz ve hep beraber üçümüz birden sofraya oturuyoruz. Bunu çok seviyorum. Onun dışında bu 47 günlük süreçte birlikte yaptığımız paylaşımlar bizi çok mutlu etti. Bora şu an nefis bir fırıncı oldu. Hayatında ilk defa hamurla tanıştı. Çok keyif alıyor. Lahmacundan pideye kadar neler neler yapıyor. Mutfak sohbetlerimiz çok keyifli oluyor. Arada mutfağa da giriyorum. Instagram üzerinden IGTV’de yayınlanan yemekler çekiyorum. Bazen haftada bir bazen de haftada iki filmler çekiyorum. Bu kısmı da hoşuma gidiyor. Paylaşım yapmak da hoşuma gidiyor. Paylaşım ve birikimimizin artığını düşünüyorum. Kendimizde bilmediğimiz yönlerimizi keşfettiğimizi görüyorum. 23 yıllık evliliğimizin sonucunda biz bile yeni yönlerimizle tanışıyoruz.

AC: Instagramda yaptığınız canlı yayınlar Corona sonrası devam edecek mi?
ÇD: Bu dönemin ne kadar olacağını bilmediğimiz gibi biz mesleğimize dair de ne zaman biteceğini bilmiyoruz. Tiyatro sosyal mesafe ile yapılacak bir iş değil. Seyirci oturur. Ama sahne üzerinde nasıl sosyal mesafeyi sürdürürüz. Bütün bunlar soru işaretti. Önümüzdeki günler bunu gösterecek. Canlı yayınlar çok keyifli oluyor. Canlı yayınları yapmaya devam edeceğiz. Bora ile bunu epey düşünüyoruz. Belki farklı platforma taşıyıp internet dünyası üzerinden biraz daha konforlu hale getirebiliriz. Şu an kimse olmadığı için tek bir gitarla çalıyor. Ne bileyim şu an herşeyi kendimiz yapıyoruz. Tripotu koyduğumuz yerler, kendimize yaptığımız ışıklar çok komik. Bir yandan çok güzel ve çok samimi oluyor. Bunu biraz daha profesyonelleştirebiliriz. Sanıyorum çok kolay vazgeçemeyeceğiz bu işten.

AC: Corona sonrasındaki projeleriniz nelerdir?
ÇD: Ah bir bilebilsem. Birçok projemiz vardı. Şu an hepsi durdu. Hatta bir okuma tiyatrosu yapmıştık. Çok keyifli geçmişti. Ağustos ayında provalara girecektik. Amacımız festivale yetiştirmekti. Şu an nasıl olacağını bilemiyorum. Festivale olacak mı olmayacak mı, tiyatrolar ne durumda olacak. Devam eden oyunumuz ‘Bavul’ durdu. O nasıl devam edebilir bilmiyorum. Müjdat Gezen Sanat Merkezi aktör stüdyoda nasıl ders vereceğiz. Tiyatro dersini verirken sosyal mesafeyi nasıl koruyacağız bilmiyorum. Reklam yüzü olduğum bir marka var. Çekimlerimiz bu sene devam edecek. Net olan şeylerin bazılarının netliği belirsiz. Mesleki olarak ne olacağına cevap veremiyorum.

 

AC: Mutfakta becerili olduğunuzu biliyorum. Neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?
ÇD: Mutfak işini çok seviyorum. Yemekleri seviyorum. Yemek yapmayı, sunmayı, yaratmayı seviyorum. Kalanları birbirine katıp bir şey yapmayı seviyorum. Bora’nın içindeki fırıncı ile tanıştık. Dehşet şeyler yapıyor.

AC: Sizin için başarının anahtarı nedir?
ÇD: İşini sevmek, keyif almak, disiplin ve çok çalışmak olduğunu söyleyebilirim.

AC: Sizin için olmazsa olmazlarınız nelerdir?
ÇD: Allah eksikliklerini göstermesin. Kocam ve oğlum.

AC: Tiyatrocu olmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Ben de annem gibi diyeceğim. Mutlaka tiyatro eğitimi alsınlar. İlla bunun eğitimi dört sene konservatuvara gitmek olmayabilir. Bir fakülte okuyabilirler. Çok iyi kurslar, workshoplar var. Dünya elimizin altında internet sayesinde yurtdışı ile bağlantılar kurulabilir. Tiyatronun teorisini çok okumalarını tavsiye ederim. Mutlaka çok oyun izlemelerini tavsiye ederim. Sadece uzaktan bakmakla olacak iş değil bizimki işin mutfağına girdiğiniz zaman kendinizi sınayabilirsiniz. Onun için bu kurslar çok önemli. Oralarda sahne üzerinde kendilerini nasıl hissettiklerini görmeleri lazım. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız bu mesleği yapmamalısınız. Zaten meslek de size hemen olup olmayacağınızı gösterir. Onun için mutlaka tiyatro eğitimi almaları gerektiğini düşünüyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *