Doğru Nefes Almayı Biliyor muyuz?

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG-20200414-WA0024.jpg

Bugün konumuz Nefes. Ve bizi bu konuda bilgilendirecek, deneyimlerini paylaşacak olan Nefes Eğitmeni Sevda Şahin ile bir röportaj gerçekleştirdim.

AC: Bize kendinizden ve Nefes ile tanışmanızdan bahseder misiniz? Neden Nefes?
SŞ: Öncelikle sayfanızdan tüm okuyucularımıza selam olsun. Ankara’da yaşıyorum. 50 yaşındayım. 29 ve 25 yaşlarında iki çocuk annesiyim. Özerk bir kurumdan emekliyim. Nefes ve Yin Yoga Eğitmeniyim. Reiki, Şamanizm, Masal Terapi, İletişim, Vippasana, Access Bars, gibi birçok alanda eğitimlerim mevcut. Kendimi güncellemeyi, geliştirmeyi, beslemeyi seviyorum tabii hazmederek.
Nefesin şifa alanı ile 2013 yılında, özel hayatımdaki sorunların bende yarattığı negatif etkilerini rahatlatmak amacıyla ve bir arkadaşım aracılığı ile özel seanslarla tanıştım. Akabinde, yönetmenlik pozisyonunda ve Bölge Müdür Yardımcığına aday olduğum kurumumdan emekli edildim. 27 yıl sonunda tecrübenin zirvesinde ve hedefi olan bir çalışan olarak kendimi bir anda sokakta bulmam, bende; öfke, kırgınlık, kızgınlık, haksızlık, hayal kırıklığı, gibi birçok duygu totalinde de büyük bir travma yarattı. Yine nefes koçu olan arkadaşımın aracılığı ile tam bu travmanın üzerine, Ankara’da Nefes ve Yaşam Akademisi’nde iki günlük eğitime katıldım. Eğitimde öğrendiğim Mucize Nefes Tekniğinin kısa versiyonunu (Yüz Neşe Nefesi) evde de uygulamaya devam ettim. Hem eğitim hem de devam ettiğim seanslarla biraz daha rahatladığımı fark ettim. Sonra Akademinin açtığı 5 günlük Yeniden Doğuş ve Arınma Kampı, 7 günlük Temel Koçluk eğitimlerine katıldım. Temel Koçluk eğitimi sonrasında genel sağlık kontrolü yaptırdım. Bedenimde olanları fark etmeye başlamıştım. Kalp ritim bozukluğum düzelmişti ve ilacı bırakmıştım. Migren ataklarım olmuyordu. Bacaklarımda uyurken huzursuzluk oluyordu ama artık bu huzursuzluğu hissetmiyordum. Boğazımdaki nodül küçülmüştü. Bütün organlarımın da sorunsuz ve taze görünümlü olduğu sonucunu almıştım. Hayata daha çok tutunan, kendinden emin, özgür, neşeli, hareketli ve çevresi daha da gelişen, değişen yeni bir Sevda ortaya çıkmıştı.
Çevremden de bu konuda aldığım geri bildirimlerle neden ben de bu alanda ilerlemeyip, yakın çevreme destek olmayayım dedim ve eğitimlere devam kararı aldım. İleri Seviye Nefes Koçluğu, Eğitmenlik Eğitimi, Staj derken kendimi daha büyük kitlelere, kurumlara hitap ve Akademide Grup Nefes seanslarına liderlik ederken buldum. Son 5 yıldır Eğitmen olarak; özel seanslar, grup nefes seansları, eğitimler, seminerler ile dolu dolu nefesin ve bize getirdiği şifasının içindeyim.
Siz okuyucular ile de bir araya gelmiş olmaktan son derece mutluyum. Bu imkânın oluşmasındaki katkısından dolayı Ayben hanıma ve emeği geçenlere sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Amerikalı bilim adamı Dr. David HAWKİNS tarafından yapılan bilimsel araştırmaya göre; bir kişinin farkındalığının değişmesi ve enerjisinin artmasının, yetmiş milyon insana katkı sağladığı düşünülürse, sonsuz teşekkürlerim ve mutluluğum anlaşılacak ve yerini bulacaktır.


AC: Peki, bize nefesten bahseder misiniz? Nefes nedir?
SŞ: Nefes; Doğu felsefesinde manevi aydınlanmanın aracı olarak geçerken, Hint öğretilerinin tamamında nefes vardır. Nefessiz meditasyon, yoga düşünemezsiniz. Aborjinlerden, Şamanlara kadar nefes şifa aracı olarak kullanılmıştır. Tasavvufta, Sufizmde de nefesin kullanıldığı yapılan araştırmalar neticesinde biliniyor.

Gerçek özümüze dönmenin “o” bir olan; Allah, (İlah,Tanrı, Rab, Kaynak, Doğa, Okyanus, Enerji, Işık, Yaradan,…) ile bir ve birlik olabilmek için.

Kur’an’ın Hicr suresi 29.Ayetinde de ‘Onu güzelce düzenleyip insan şekline koyduğum ve Ona Ruhumdan üflediğimiz zaman, karşısında secdeye kapanın’ demez mi?. Dikkat edin, üzgün ve mutsuzsanız özünüzden (ruhunuzdan) uzaklaşmışsınız demektir. Nefes; Prana, Chi, Yaşam Kuvveti, enerji. Nefes; Ruh demektir. Ruhun bedendeki hareketi…Peki ruhunuzun bedeninizdeki hareketinin farkında mısınız?

AC: Gün içerisinde kaç defa ve nasıl nefes alıyoruz? Duygularımızın farkında mıyız?
SŞ: Kadınlar, erkekler, yaşlılar, çocuklar, farklı nefes sayısına sahip olmakla birlikte günde ortalama 24.000 nefes alıyoruz. Fakat hiç birisinin nasıl olduğunun farkında bile değiliz. Ve nasıl nefes alıyorsak öyle yaşıyoruz.
Bunu bana nefes koçu arkadaşım ilk söylediğinde gülmüştüm. Ve içimden” o kadar da değil” demiştim. Tabii eğitimlerle ve süreçteki farkındalıklarımla değişti bu fikrim. Yani tecrübeyle sabit.
Yapılan bilimsel araştırmalar gösteriyor ki yüzde 90 insanın yüzde 30’u nefesle yaşıyor. Bu nedenle sabah yataktan yorgun kalkıyor, çabuk hastalanıyor, yaşlanıyor ve gün geçtikçe mutsuzlaşıyoruz. Çünkü nasıl nefes alıyorsak öyle yaşıyoruz. Hele evde izolasyon ve bu virütik dönemde nefesin önemi daha bir önem kazandı hepimiz için. Bilimsel araştırmadaki yüzde 30 oranı artırmak ve nefes kapasitemizi artırarak ciğerlerimizi yüzde 100 kapasite ile kullanmak ve hayat kalitemizi de yükseltmek mümkün.


AC: Nasıl?
SŞ: Tabii ki bize doğuştan bahşedilmiş, hakkımız olan bebeklik nefeslerimize tekrar dönerek. O zaman haydi hep birlikte içimizdeki mucizeyi birlikte tekrar keşfedelim ve hayatımız değişsin.

NEFES ALIŞKANLIKLARIMIZI DEĞİŞTİRMEK ELİMİZDE;
Bebeklik nefeslerimiz doğru, dönüşümlü, doğal, yüksek kapasiteli iken ne oldu da nefes alışkanlıklarımız değişti?
Nefeslerimizi kısıtladık değil mi? En çok ta tutarak kısıtladık nefeslerimizi.

Anne karnından itibaren dışarıda olan olayların enerjilerini hissederek, alarak başladık kısıtlamaya. Sonrasında, yaşadığımız her acımızda, her otoriter durumla karşılaştığımızda, her başarısızlığımızda, heyecanlı anlarımızda, şok olduğumuzda, bize bir şey dayatıldığında ve biz yapmak istemediğimizde, hayal kırıklıklarımızda, terk edildiğimizde, kırgınlıklarımızda, öfkemizde, kızgınlıklarımızda, tuttuk nefeslerimizi. Ve hepsinde ağladık. Ağladığımızda da tuttuk nefeslerimizi.
Her yaşadığımız negatif olayla, o olaydaki duygularımızı nefesimizi tutarak baskıladık bilinçaltımıza. Ve bu duyguları baskılamak bedenimizde büyük enerji gerektirdi, kronik gerginliğe (strese) yol açtı. Biz hayatımıza devam ederken o negatif duygular ve yaşanmışlıklar bilinç altımızda ve kapattığı ilgili organda kaldı. Tıpkı cep telefonundaki açık kalan uygulamalar gibi;
Cep telefonlarımızda bir oyun veya whatsapp gibi bir uygulama açıp ana sayfaya döndüğümüzde, uygulama arka planda kalır. Arka planda hala açık olan uygulama nasıl telefonumuzun şarjını (enerjisini) daha çabuk bitirirse, bedenimizdeki ve bilinçaltımızdaki negatif duygular da bizim enerjimizi azaltır ve düşürür. Onların farkında olmadığımız, var olmadıkları (yok oldukları) anlamına gelmez.
Bu negatif duygular bilinçaltına giderken bir de bedenimizde o duyguyla ilgili bölgeyi kapatır. Tıpkı debisinde akan suya atılan taşlar gibi.
Bedenimizdeki noktalar, enerji kanalları, (akupres, meridyen, akupunktur,…) kapandıkça tüm bedene oksijen eşit gidememeye, eşit dağılmamaya başlar. Ve nefes gitmeyen, kapanan (bloke olan) noktalarda da hastalıklar başlar. Streslenen midemizdeki reflü, gastrit, ülser, kanser gibi. Kalp çarpıntısı, ritim bozukluğu gibi, rahimde oluşan miyom, kistler, baş ağrısı, migren,… gibi.
Hz Ali’nin dörtlüğü ne güzel özetlemiş tam da anlatmak istediğim konuyu.
“Hastalığı senden görmüyorsun.
İlacı da sen de bilmiyorsun.
Sen kendini küçük bir şey sanıyorsun.
Senin içinde koca bir alem gizli.”
O halde; düşüncelerimizle, olaylara bakış açılarımızla, düşüncelerimizin doğruluğuna inanarak edindiğimiz hastalıkların şifası da bizde. Yapacağımız tek şey; yapılan araştırmalarla günlük aldığımız ortalama 24.000 nefesin sadece bir kısmını kontrollü, bilinçli, farkında olarak kullanmak.
Mucize Nefes Tekniği, Transformal, Holostik, Sufi nefesleri. Wim Hof, Dönüşümlü, Birlik Bilinci, Kare, Buteyko, nefesler. Birçok kontrollü nefes tekniği var. Bence hepsinin amacı diyafram kasını çalıştırıp karın bölgesinde yani yaşam çanağımız dediğimiz kök çakramızdaki (Bedenimizdeki 1.Ana Enerji Merkezi) nefesi coşkulandırmak.
Diyafram Kası; Kalbimizi ve ciğerlerimizi koruyan kafesimiz olan kaburgalarımızın alt tabanını oluşturan, yarı elastik bir kastır. Kullanılmadığında yani sadece üst bölgeden nefes alındığında sertleşir. Doğuştan bedene daha çok oksijen girebilmesi, kaliteli nefes alabilmek için yaratılmış bir kastır.
Dünya Sağlık Örgütünce (WHO) doğru nefes; Havayı ciğerlerine tam olarak doldurmak ve nefes alışveriş esnasında diyafram kasını kullanmak olarak açıklamıştır.


FİZİKİ ANLAMDA DİYAFRAM KASINI KULLANARAK NEFES ALMANIN BİRÇOK KATKISI VARDIR;
İlk olarak, diyafram nefesi aldığınızda, aldığınız nefesler ile bir balon var gibi karın şişer. Karın şiştiğinde ters basınç ile diyafram kası devreye girer, diyafram kası aşağı doğru hareket ederken ciğerlerde daha geniş yer açılarak bedene daha çok oksijen girer.
1-Kendinizi bir ağaç gibi düşünün. Kökleriniz yerin derinliklerine gittiğinde daha sağlıklı bir gövdeye ve daha sağlıklı meyvelere, yapraklara, dallara sahip olursunuz değil mi?
Yani, karın nefesleri coşkulanırsa, ikinci beyin olan mide ve bağırsak bölgesindeki kas sistemi hareketlerini tetikleyerek boşaltımın rahatlaması ve kolaylaşmasına, oksijen yağ yaktırdığı için kilo verilmesine katkıda bulunur. Sağlıklı meyve, sebze ağırlıklı beslenmeye ve bol su içmeye de dikkat ederek.
2-Mutluluk hormonu olarak bilinen seratonin hormonunun yüzde 95’i bağırsaklarda ve yüzde 5’i beyinde ortaya çıktığı için depresif ruh halinin iyileşmesine katkıda bulunur.
3-Bağışıklık hücrelerinin yüzde 70’i de bağırsaklarda bulunduğu için doğal, dönüşümlü diyafram nefesleri almak bağışıklık yani ümmin sisteminin kuvvetlenmesini sağlar.
4-Hücre yenilenmesini sağlayarak cildin parlaması, saçların kuvvetlenmesini kolaylaştırır.
5-Bedenden idrar ve ter ile atılan toksin oranı %28 iken, günlük alınan toksinlerin yüzde 72’si nefes yoluyla atılır. Yani beden detoksuna büyük katkısı bulunur.
Sağlık alanında yayınlarıyla ünlü yazar Ed McCabe’nin, Oksijen Terapileri, Hastalıklara Yeni Bir Yaklaşım Yolu (1988) kitabında, “Hastalık, toksinlerin uygun olmayan bir biçimde bedenden atılmasının bir sonucudur. Oksijen bedenin toksinleri dışarı atmasına yardımcı en yaşamsal etkendir.” diye belirtmiştir.
6-Hücreler arası iletimin artmasına katkıda bulunarak odaklanma, konsantrasyon, etkin anlama becerisini artırarak, nörolojik rahatsızlıkların iyileşmesine katkı sağlar.
7- Diyafram kası bedenin tam ortasında olduğu için altında ve üstünde bulunan organlara ve karın kasına masaj etkisi yaparak organların daha taze, canlı kalmasında da katkısı vardır.
8-Bedende bulunan enerji merkezlerini aktif hale getirerek, manyetik alandaki (aura) enerjinin genişlemesini ve temizlenmesini sağlar. Auranın ve aurada bulunan enerji genişliği, renklerinin fotoğraflarla görüldüğü Kirlian fotoğrafçılığı ile 1961 yılından beri kanıtlanmış ve kabul görmüş bir bilimsel araştırmadır.


ZİHİNSEL VE DUYGUSAL ANLAMDA;
Bebeklik nefeslerimizle; rahat, döngüsel (nefes alma ve verme arası bekleme olmadan), coşkulu, diyafram nefesleri ile manyetik alan enerjisinin artması, genişlemesi çekim yasasını devreye koyacağından; rahat uyku, sabah güne enerjik başlama, kendini pozitif hissetme ve pozitif olay ve insanları çekmeye katkı sağlar.
Yükselen, net ve kararlı enerji ile Evrensel Yükseltme Yasası devreye girer.
Dolayısıyla;
Hücre hafızasındaki travmalar ve yaşamdan zevk alınmasını engelleyen; öfke, korku, suçluluk gibi bastırılmış duygular temizlenir, yerine sevgi, neşe, rahatlık, huzur ve güven duygusu gelişir.
Stres ortadan kalkar,
Kişinin kendisini daha rahat ifade edebilmesi sağlanır.
“İnsan muhtaç olduğu şeyi aramak için dünyayı dolaşır ama eve geldiğinde bulur.” George MOORE
MUCİZE İÇİMİZDE
Şimdi fark etme ve bu mucizeyi hayatımıza alma, negatif enerjiler ve hastalıklardan kurtularak değişme vakti!
Nefesle hayatı da değiştirmek mümkün. Yaşamınızda yanlış giden, yolunda gitmeyen, değiştirmek istediğiniz bir şey mi var? Sır nefeste gizli. Nefesleriniz açıldığı, coşkulandığı an tüm yaşadıklarınızı değiştirmek mümkün. Eski alışkanlıklarınızı, bağımlılıklarınızı, hastalıklarınızı, bırakmaya hazır mısınız? Değilseniz nefese hiç başlamayın.
“Eğer bütün insanlığı uyandırmak istiyorsanız, bütünüyle kendinizi uyandırın. Dünyadaki acıları bitirmek istiyorsanız içinizdeki karanlığı ve negatif enerjiyi yok edin. Aslında, dünyaya verebileceğiniz en büyük hediye, kendi değişimimizdir.” LAO TZU
Sağlıklı, dengeli ve açık nefes; karın bölgesinden başlayarak, göğüs, omuzlar ve sırtımıza, hatta başımızın en tepe noktasına yayılan bir nefestir.
Okyanustaki bir dalga gibi. Alınan her nefesle, karın bölgesinin şiştiği sonra göğüs bölgesinin şiştiği, kolayca verilen (bırakılan) her nefesle önce göğsün arkasından karnın indiği ve beklemeden tekrar nefes alma ve nefesi bırakmayla devam eden bir süreç. Dalga hareketi gibi birbirini tetikleyen sürekli çıkan ve inen bir akış. Biraz daha uzun nefes alma ve rahat kolay, kısa nefes bırakma. Biz bu döngü ile bir saatlik seanslar yapıyoruz. Ve bu seanslarımızda duygu beden haritası ile meridyen noktalarına hafif basılar uyguluyoruz tıpkı Şamanizm’de ellerini yumruk yaparak ağrıyan yerlerine uyguladıkları bası gibi. O bası ile nefes alındığında bedenin o bölgesindeki blokaj (kapalı nokta) açılarak o bölgenin oksijenlenmesi sağlanır. Ve bilinç altının olumlu yönde değişmesi dönüşmesi için küçük olumlu cümleler ile de destek oluyoruz danışanlarımıza.
Şimdi sizlerde bir elinizi avuç içi göbek çukuruna gelecek şekilde karnınıza bir elinizi göğsünüze yerleştirin, gözlerinizi nazikçe kapatın ve burnunuzdan ya da ağzınızdan nefes alın, karnınızda bir balon var gibi karnınız şişsin, sonra göğsünüz şişsin, sakince bırakın nefesi göğüs insin ve karın insin. Tıpkı dalganın kıyıya coşkuyla vurup kendiliğinden çekilmesi gibi. Nefes alışınız coşkulu, bırakışınız kendiliğinden ve rahat olsun. Bu egzersizi 3¬-4 dakika tekrar edebilirsiniz.
Özellikle sabah kalktığınızda, güne başlamadan havalandırdığınız bir odada uygulamanız, gün içerisinde istediğiniz zaman ve istediğiniz kadar 3-4 dakika uygulamanız önerimdir.
Günlük enerji alanınızı temizlemek, enerjinizi, frekansınızı yükseltmek, olumlu çekim yasasını devreye koymak adına. Her uyandığınız gün aslında yeni bir hayattır. Hayata 1-0 önde başlarsınız. Tabii diğer faydalarını tekrar sıralamıyorum.


FARKINDA, BİLİNÇLİ ALDIĞINIZ DOĞAL NEFESLERİNİZ BAŞTA KANSER OLMAK ÜZERE KORONAVİRÜS DAHİL ADINI BİLE BİLMEDİĞİMİZ TÜM HASTALIKLARA DESTEK TEDAVİDİR.
Başta kanser diyoruz çünkü oranı gittikçe artan çağımızın hastalığı ve bu konuda Doktor Otto Warburg’un bilimsel bir çalışması ve Nobel tıp ödülü bulunmakta.
Warburg, kanserin gelişmesinde temel ön-koşulun hücresel seviyede oksijen eksikliği olduğunu kanıtlamıştır.
“Kanserin sadece bir ana nedeni vardır. O da beden hücrelerinin normal oksijen soluması yerine anaerobik (oksijen bakımından yetersiz) hücre solunumu yapmasındandır.” Demiş, kanıtlamış ve Nobel tıp ödülünü almıştır.
Harry Potter’ın yaratıcısı ve yazarı; J.K. Rowling’ in, Korona virüs semptomlarını doktoru olan eşinin tavsiyesi neticesinde nefes egzersizleri ile yendiğini sosyal medyadan da takip ettik.
Süreç boyunca, sağlıklı bireylerin bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesi, Virüse yakalanan hastaların ise ciğerlerinin kolayca temizlenebilmesi ve bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesi için Fizik tedavi uzmanlarından, doktorlardan çeşitli nefes egzersizleri de öneriyor.
Bu esnada aklımdan geçen, kendime ne kadar güzel bir yatırım yaptığım ve Nefes çalışmaları ile yerini bulduğuna şahitlik ettiğim, farkettiğim aracılığımdan dolayı sonsuz şükürdü.
Ömrümüzün ne kadar kaldığını bilmemekle birlikte o ömrün daha kaliteli olması her zaman seçimlerle bizim elimizde.
Psikolog yazar Gay Handricks’in bir kitabında bahsettiği Hollanda da Dixhoorn isimli bir doktor tarafından yürütülen araştırmaya da bir göz atalım.
Bu araştırmada Dr. Dixhoorn, aynı yaş, aynı yaşam standardında ve ilk kalp krizini geçirmiş iki grup kalp hastasını birbirleriyle karşılaştırmış.
İlk gruba basitçe diyaframdan nefes alma öğretilirken diğer gruba herhangi bir soluk alma yöntemi gösterilmemiş. Nefes almanın öğretildiği gruptan hiç kimse daha sonra hiç kalp krizi geçirmemişken ikinci grubun 12 üyesinden 7’incisi daha sonraki 2 yıl içerisinde ikinci bir kalp krizi geçirmiş. Bu araştırma bile oksijenin ne kadar elzem olduğunu ortaya koymaktadır.
Bedenimiz otonom sistemle çalışır. Yani siz su içtim önce midemi, böbreğimi çalıştırayım demezsiniz. Onlar otomatik olarak çalışırlar. Yani onları kontrol edemezsiniz. Bedende tek kontrol edebileceğimiz nokta Nefes’tir. Nefes ile vücudun solunum sisteminden gelen mesajlar beynin, düşünce, duygu ve davranış ile ilgili olan ana merkezlerine hızlı ve güçlü etkiler yapar. Bilinçli diyafram nefesleriyle bu etkileri olumlu olarak değiştirmek elinizde.
2003 yılında Ritz&Rohr tarafından yayımlanan araştırmada nefes tekniklerinin, gevşeme, stres yönetimi, psikofizyolojik olguların kontrolü ve organ fonksiyonlarının dengesi açısından çok değerli ve etkili yöntemler olduğunu belirtmiştir.
Yapılan birçok klinik araştırma neticesinde; Pranayama, kontrollü nefes teknikleri uygulamalarının parasempatik (dinlen, sakinleş, gevşe) sinir sistemini aktive ederek, otonomik dengeyi olumlu olarak etkilediği yayımlanmıştır.
Yani stres tepki sistemini sakinleştirir ve aşırı duygusal reaksiyonları azaltır.
Korktuğumuzda nefesimiz sığlaşır azalır, canımız sıkıldığında ya da bunaldığımızda nefesimiz ağırlaşır ve daralır.
Her türlü üzüntü, endişe, kaygı, korku, acı, zorluk ve stres parasempatik sinir sistemini baskılar ve randımanlı çalışmasını engeller. Bu da bizim hızlı solunuma geçmemizi sağlar. (HIZLI KESİK KESİK)
Zihin sakinse nefeste YAVAŞ ve SESSİZDİR.
Zihin kaos içindeyse nefes te HIZLI, KISA, SIĞ ve SESLİDİR.
Tıpkı öfkeli insanlara “burnundan soluyor” dediğimiz gibi. Öfkeli insanlar diyafram nefesini kullanmadığı için mantıklı ve iradeli de değildirler. Onlara da “bir dur rahat nefes al” demez miyiz?
Diyafram nefesiyle bedene giren coşkulu nefes de parasempatik sinir sistemini etkileyecek ve kişiyi sakinleştirecektir.
Bu arada parasempatik sistem, aynı zamanda insanlarda ve diğer birçok türde bağlanmayı ve sadakati sağlayan bir hormon olan oksitosin salınması açısından da önemli rol oynar.
Özellikle doğum sırasında ve sonrasında önemli rolüyle bilinen oksitosin hormonu ile son zamanlarda yapılan araştırmalarda davranışlar üzerinde de etkisini ortaya çıkartmıştır. Örneğin eşler arasında bağ, anne davranışları, anksiyete, sosyal ilişkilerin güçlü olması bu davranışlar arasında sayılabilir. Bu nedenle bu hormona aşk hormonu denir. Konu ile ilgili fareler üzerinde deneyler yapılmış, erkek farenin, ilk gördüğü dişi fareye ömür boyu bağlı kaldığı kanıtlanmıştır.
Diyafram nefesleri ile tetikleyerek etkilediğiniz parasempatik sistemle oksitosin hormonu salınımı artacağından, daha sosyal, annelik, arkadaşlık, bağları daha kuvvetli olması da muhtemeldir.
Doktor Dean Ornish, “Koroner kalp hastalıkları kalp tarafından alınan oksijenin azlığından kaynaklanır.” Derken, yine ünlü araştırmacı Doktor Richard Lippman da “Bir oksijen eksikliği hastalığı (hypoxia) her yıl 1,5 milyon kalp krizinin asıl nedenidir.” demektedir.

Evet kanser, kalp ve tansiyon hastalıkları, Astım, koah, sindirim sistem sorunları, migren ve diğer kronik ağrılar, stres, depresyon, panik atak, bağımlılıklar, uykusuzluk, uyku apnesi, kısırlık (infertilite), cilt problemleri, psikolojik rahatsızlıklar, adet öncesi sendrom, kronik yorgunluk, hayattan tat alamama gibi rahatsızlıklarda olumlu geri dönüşleri alındığı için yurt dışında hastanelerde nefes üniteleri açılmıştır.
Yaptığım araştırmalarda Ankara ilinde de iki sağlık kurumunda bu uygulamaya geçildiğini öğrenmiş bulunmaktayım. Artacağı kanaatindeyim.
Evet, bende bu konu da akademik çalışmalar yapıyorum. Özel seanslarda ve Akademi eğitimlerinde binlerce insanla çalışma fırsatım oldu. Ve burada yazdığım tüm olumlu geri bildirimleri almanın, inanarak, her daim kendimi güncelleyip öğrenerek her şeyden önemlisi mutlulukla, keyifle… yolculuğuma devam etmekteyim. “Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?“ diye sormak için hiç bir zaman geç değil.
Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık.
Her an her nefeste yenilenmeli.
Şems-i Tebrizi
Hatırlayın, seçimler hayatınızı oluşturur. Ve hayatınızın yüzde 100’nden sorumlusunuz.
Mutluluğuma giden kapıyı sizler için araladım. Yenilenmek, değişmek, dönüşmek, daha neşeli, keyifli, farkındalıklı, başarılı, ve daha çok mutlu olmak için
Şimdi bu kapıdan girme sırası sizde…
SEVGİ, NEFES VE IŞIK’LA KALIN…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

© Ayben Cumalı 2020 - Tüm Hakları Saklıdır.