KARADENİZ’DEKİ BU HUZUR KÖŞESİ SAĞLIK ÇALIŞANLARINI AĞIRLAYACAK

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200526-WA0000.jpg

Bu Corona günlerinde Bageni Pansiyon’un fotoğraflarına baktığınızda insan orada olmak istiyor. Patika Kütüphanesi’nde kitap okumayı, orman içi patika yollarında yürüyüş yapmayı hayal ediyor. Karadeniz’in kartpostallarını andıran manzarasına bakarak kahvenizi yudumlamak istiyorsunuz. Tabii Karadeniz’in temiz havasını da unutmamak lazım. Bu eşsiz manzaranın içinde bulunan Bagenin Pansiyonu’un sahibi Evrim Çevratoğlu bir challenge başlattı. Bu yüzleri gülümseten challegen şöyle; Çekilişi kazanan sağlık çalışanlarını keyifli, mutlu günler geçirmeleri için mekanlarında ağırlayacaklar. Evrim Çevratoğlu’la Bageni Pansiyon ve öncüsü oldukları challegen hakkında konuştum.


AC: Bu atmosferi oluşturma fikri nasıl oluştu?
EÇ: İstanbul’da kurumsal bir firmadan istifa edip kendi memleketim olan Fındıklı’ya geldim. Aslında gelmeden önceki fikrim sadece şehir hayatından uzaklaşmak fikriydi. Şehrin karmaşası, insanların sosyal bağlarının çıkar ilişkileri ve statüleriyle ölçülü olması ve ülke ekonomisinin gitgide daha zorlu bir sürece girmesi de buna eklenince kafamdaki fikriyatı eyleme geçirmiş oldum. Fındıklı’ya geldiğimde ilçe merkezinde yaşayan ailem ve arkadaşlarımla görüşüp vakit geçirdikten sonra şehirden 15 km uzaklıktaki köyüme gittim. Karadeniz’e uzanan Kaçkar dağlarının yamacında ayaklarımı vadiye doğru uzatıp, izbe beton yığınlarından uzak bu cennette ruhumu dinliyordum. Sonra kendi kendime yurt dışı gezi hayallerimin bir süre daha aksadığı fikrini düşününce, madem ben gidemiyorum onlar benim yanıma gelsinler diye bu fikir geldi aklıma. Arkama dönüp baktığımda Dededen kalma yaklaşık bir asırlık bu bina tam yirmi seneyi aşkın zaman terkedilmiş duruyordu. İmece ile birçok kişinin bir araya gelip birlikte inşa ettikleri bu dede evini onarıp pansiyona çevirmek için o gün işe başlamıştım bile ve hatta bir kaç gün sonrasında köyde çoktan dedikodular başlamıştı. Bu ev üstüne yıkılacak, bu bina düzelmez, buralara kim gelecek gibi konuşmalar başlamıştı. Hâlbuki onlardan işittiğim bu olumsuz konuşmalar sırasında, ben şu an kendimi ifade ettiğim bu röportaj gününün hayaliyle heyecan doluyordum.


AC: Deniz manzaralı ve ormanın içinde yarattığınız bu cennette kaç kişi ağırlayabiliyorsunuz?
EÇ: Bangeni Pansiyon’da 18 kişi ağırlayabiliyoruz. Bageni Bungalov’da 2 kişi konaklama yapabiliyor. Toplamda 20 kişi misafir edebiliyoruz. Bageni Safari Bungalov’dan kısaca bahsetmek ve ‘Bageni’nin anlamını dile getirmek istiyorum. Bölgemizde çay tarımının olmadığı yıllarda, bölge insanı evinden uzak orman arazilerinde kendilerine ait zemin katı taş üst katı ahşaptan hane halkının ve hayvanlarının konaklayabilecekleri küçük kulübeler yaparlardı. Hayvanlarını taş olan ahır kısmına bağlarlar ve kendileri ahşap olan kısımda konaklar ve arazilerindeki tarım işleri bitinceye kadar bu kulübelerde geçici konaklama yaparlardı. Bölgemizde bu kulübelere verilen ad da Bageni. Biz de misafirlerimize geçici konaklama hizmeti verdiğimiz için pansiyonumuzun adını Bageni koyduk.
Bageni Safari Bungalov, gelen misafirlerimiz eğer bu geçmişe tanıklık etmek isterlerse diye geçmişte yapılan bu yapılarda kendilerine sadece orak ve gaz laması temin ediyoruz. Zor şartlarda burada konaklama yapabiliyorlar. Bu yer için bir sayı sınırımız yok.


AC: Bu eşsiz cennette konuklarınıza ne gibi sosyal faaliyetler sunuyorsunuz?
EÇ: Biz misafirlerimize bölgemizde var olan kültürel değerlerin enstrümanlarını, yemeklerini dillerinin yapılarını ve yaşayış stillerini anlatıp, sadece konaklama ve yemek hizmeti sunuyoruz aslında, diğer kalan tüm sosyal bağı doğa ve kendileri kuruyorlar. Çünkü burada olmalarının en büyük nedeni doğada olmak. Eğer isterlerse gezi ve tur programı yapıyoruz ve sadece bunun için gelmeyenlerde oluyor çocuk eğitim kampları, dil eğitim kampları, kadın örgütleri çalıştayı, İF film festivalleri, ebeveynli çocuk kampı, yoga kampları, orman sahnemizde tiyatro, konser ve buna benzer değişik birçok alanda çalışmalarımızda oluyor.

 

AC: Patika Kütüphaneleri, kitap okuma ağaçları ve orman içi patika yürüyüş (trekking) rotaları yaratma fikri nasıl oluştu?
EÇ: Bu fikirlerin hepsi aslında kendi hayatlarımızdaki yaşanmışlıkların bir yansıması olarak düşünüyorum. Elimde kitap, ormanın içinde okuduğum romanın heyecanını yaşarken neden bir başkası aynı anı aynı heyecanı yaşamasın diyeydi bu sebeple patika kütüphanesini yaptım. Adı üstünde kitaplığı patikada yaptım karşısında oturacak bir bank yaptım. Aylardan temmuz ayıydı kendime serin bir gölgelik ararken kitap okuma ağacı fikri aklıma geldi, neden hep ağacın altını güneşten saklanmak için kullanırız ki dedim, ağaçla bütünleşmek ve onun enerjisini hissetmek gerekliydi. Daha önceleri ağaçlara sarılırdım ve artık onların bedeninde olmak fikri daha heyecan verici geliyordu. Şimdilerde hem sarılıp hem ruhunu yaşarken hikâyelere dalıp gitme vakti. Çocukluğumda önüme çıkar dağların ardını merak ederdim sonra o dağı aşıp karşıma çıkan diğer dağın ardı aklıma düşerdi. Dağlar dağları kovalardı. Yüzyıllardır var olan bu patikalar aslında bir dağı diğerine bağlayan dar ve sıcak, kendi yolculuğunu yapacak kadar alanı olan yerlerdi. Ve sonra neden birlikte keşfe çıkmayalım dedik.


AC: Tesisinizde konuklarınıza hazırladığınız size özgü yemekler var mı? Konuklarınız tarafından en çok hangi yemeğiniz beğeniliyor?
EÇ: Mutfağımızda yemek olarak yöresel ve sebze yemeği çıkartıyoruz. Et ürünlerini hayvan dostlarımızla doğayı ve yaşamı paylaştığımız için tercih etmiyoruz. Ürünlerimiz genelde köy ürünleri oluyor sadece zaruri ihtiyaçlarımızı marketlerden gideriyoruz.

AC: Sağlık çalışanlarına başlattığınız challenge projenizden bahsedebilir misiniz?
EÇ: Sağlık çalışanı doktor bir arkadaşımla Covid- 19 hakkında konuşurken sağlık çalışanlarımızın bu zorlu süreçteki fedakârlıklarından konuştuk ve onların bu fedakârlığına bir teşekkür düşüncesi ile yola çıktım.


AÇ: Bu projenin devam gelecek mi? Sağlık çalışanlarını ağırlamaya devam edecek misiniz?
EÇ: Bu Challenge projesine Kuzeydoğu Yıldız, Şöhret Pakiş, Sıla Ertaş, Büşra Babalık. Bu büyük projeyi beraber başlattık. Organize ettik. Amacımız çok fazla sağlık çalışanımızı misafir etmek. Tabi ki devam etmek istiyoruz. 5 kişi olarak çıktığımız bu gönül yolcuğunu gönül dostları ile büyümesini hep beraber hayal ediyor ve hakikat bulması için çabalıyoruz. Umarım bizim gibi düşünen gönül dostları ile başaracağız.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

© Ayben Cumalı 2020 - Tüm Hakları Saklıdır.