Masallara Yolculuk ….

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG_2856-1.jpg

Gökçe Kurt Elitez’le masalların hayatımızda ne kadar önemli olduğuna dair bir röportaj gerçekleştirdik.

AC: Masal yolcuğunuz nasıl başladı?
GKE: Hayal gücü sınırsız bir çocuktum. Korktuğum, üzüldüğüm ne varsa oyunla atlatır, kendi hikayelerimi, yazar ve genelde tüm ev halkı bir arada olduğunda beni dinleyin diye anlatır, oynardım. Bu benim süper gücümdü sanırım. Korunduğum kalkanımdır diyebilirim. Zamanla daha az anlatır olduk ki anlatmak için tiyatro okumayı kafama koymuştum. Sonra kendi hayatımda zorlu bir süreç geçirmeye başladım. Düştüm ve kayboldum. Masallar karanlık bir tünelde ışık oldular bana. Ve bir gün eski günlüklerimi karıştırırken yazdığım bir hikâyeye denk geldim. Hatırladım. Koruyucu kalkanımı. Anlatma isteğimi. Ama anlatmak için yanmak da gerekliymiş, düşmek de kaybolmak da. Şimdi daha iyi anlıyorum. Ve öyle yeniden anlatacağım diye çıktım yola. Derdimden şakıyorum yani.
AC: Masal nasıl anlatılır?
GKE: Masallar içten anlatılır! Tabii ki bu soruya verebileceğim cevap fazlasıyla uzun ve detaylıdır. Zaten son yıllarda masal alanı ile ilgili gerek eğitimlerin gerek de yapılan çalışmaların artması aslında buna en güzel örnektir. Fakat temel bir unsur var. O da yüzyıllardır insanın hikayeye olan ihtiyacıdır. Gerek masal, gerek hikaye sadece içten bir anlatım ile kalp sahiplerine ulaşabilir. Sözün niyetinin gerçekleşebilmesi, şifa verebilmesi için; kalpten yani içten anlatılması gerek!
Bu alanda yıllardır eğitim vermekteyim. Anlatıcı olmak isteyenlere, öğretmenlere, ebeveyenlere, kütüphane çalışanlarına verdiğim eğitimlerde şunu fark ettim ki; herkes hazır bir paket istiyor. Çünkü yaşadığımız dünya düzeni bizi buna alıştırdı. Ama masal anlatmak, bu hazır paketlerin, kurulu dünya düzenin dışına çıkmaktır. Yani bir başkaldırıdır kendine, dünyaya, sisteme… BU yüzden hep derdi olan anlatır diyorum. Ve bu cesaret ister. Çünkü anlatmak isteyen kişi kendi yolunun dışına çıkar, kendi yolculuğunun macerasını deneyimlerken, içine doğru sürece tanık olur. İşte tam o noktada masalın gerçek sesini keşfeder. Ben de eğitimlerimde bu süreci katılımcılara aktarmayı hedefledim.
Ve kendi atölyelerimi;
Anlatıcının keşfi
Anlatımda ses ve beden kullanımı
Masallarda simge, semboller, mit ve arkatip
Masalların çözümlenmesi
Anlatma sanatı
Başlıkları ile atölyemi gerçekleştiriyorum. Aslında tek bir soru içinde nasıl masal anlatılır çok basit cevaplandırmak mümkün değil. Fakat masal anlatmak isteyen, evlerinde olan insanlara bu günleri değerlendirmeleri açısından birkaç tavsiye verebilirim.
Öncelikle sevdiğin ve kalbinize dokunan bir masalı seçin. Masalın size ne anlatmak istediğini ve sizin neyi vurgulamak istediğinizi çözümleyin. Mutlaka masalı bire bir ezberlemeyin, kendi cümleleriniz ile, masalın içindeki boşlukları hayal gücünüzle doldurun ve yeniden anlatın ki sizin masalınız olsun.
Bu çok önemli bir noktadır. Ancak o zaman masal anlatılır ve dinleyen de bunu hisseder. Gerek çocuk gerek yetişkin masallarında kalbinizin yolunu takip edin, sesiniz ve bedeniniz ona göre konumlanacaktır. Yani kalpten anlatın!

AC: Çocuklar üzerinde masalın gücü ve önemi nedir?
GKE: Çocuklar ile aramızdaki fark onların daha cesur olmalarıdır. Cesaret, hayal etmeyi sağlar. Onların oyun dünyaları şüphesiz ki bizim dünyamızdan daha anlamlı diye düşünüyorum. Çocuklar yetişkinler diye ayırıp kendi kendimizi kategorilere soktuğumuz bu çağda; birlikte olmanın önemini bize hikâye ve masal hatırlatır. İnsan hangi yaşta olursa olsun hikâye ve masala ihtiyaç duyar. Nasıl bir çocuk okulda yaşadıklarını heyecanla annesine anlatıyorsa, annesi de kendi çocukluğunda yaşadığı hikâyeyi paylaşıyorsa… İşte o anda gizlidir masalın, hikayenin gücü! Herkes paylaşacak ve dinleyecek bir masalı, hikayesi olsun ister. Sözü paylaşmanın ihtiyacının öneminin en iyi kavrandığı zamanlar da çocukluk dönemidir.
Çocuklukta masalların büyülü dünyasına inanır ve anlamlandıramadığımız herşeyi orada anlamlandırırız. Çünkü masalların dilini biliriz. Evet, masalların bir dili vardır. Sembollerle bize hakikati anlatırlar. Çocuk, hayattaki iyiyi ve kötüyü ilk masallarla fark eder. İlk masallarla kendi korkuları ile yüzleşir ve masal kahramanı ile özdeşim kurar. Bu çocuğun bulunduğu yaşta gerek masallarla gerek hikayelerle ihtiyacını karşılamasıdır. Bu çok kuvvetli bir ihtiyaçtır. Bunu masallarla yapamayan çocuklar teknolojinin oyun dünyasına kendilerini günümüzde o yüzden kilitleyebiliyor hatta ailesinin izlediği gereksiz dizi furyasından nasiplerini alarak yine de ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Bu yüzden çocukların yanında izlediklerimiz ve anlattıklarımız çok daha önemli!
Masalların dünyası çocuklara güvenli bir denizde maceralar vadediyor. İşte bu çok ilgi çekici! Bu yüzden çocuklara daha çok masallar anlatılmalı ve bizler daha çok masalları hatırlamalıyız.


AC: Yaş gruplarına göre nasıl masallar seçilmeli?
GKE: Bu soru en sık karşılaştığım sorulardan biridir. Yaş gruplarına göre uygun masallar çok geniş bir yelpazeye sahip. Bu yüzden öncelikle ailelere, öğretmenlere ve anlatmak isteyen herkese en başta ki önerim lütfen daha çok masal araştırsınlar. Ve masal, hikaye farkına sahip olarak araştırmalarını geliştirsinler. O zaman o bahsettiğim geniş yelpazenin farkına varacaklardır. Ama tabii burada biraz emek verip o masalları bulmak gerek 
0-4 yaş arası daha çok duyuların geliştiği yaşlardır. Duyuların ağırlıklı olduğu, hayvan masallarını daha kısa örnekleri bu grup için önemlidir. Ama en önemlisi bu yaşın sese olan ilgileri. Müzik ile küçük bir hikayeyi kendiniz geliştirebilir ve çocuğunuza ya da çocukların ilgilerini çekecek hale getirebilirsiniz.
5-7 yaş hayvan masalları bu yaşın daima ilgisini çekmektedir. Ama bunun dışında süreç masallarına giriş yapılabilir. Yani kırmızı başlıklı kız, keloğlan, gibi masal örnekleri bu yaşa ait masallardır.
8-11 yaş zincirleme masallar. Kahramanın yolculuğa çıktığı ve yolculukta başına gelenlerin aktarıldığı masallar.
Bunun dışında lütfen bu yaşa Anadolu masallarından, Dede Korkut Anlatılarından da anlatmak gerektiğini unutmayalım. Bizim kültürümüz gerçekten çok geniş ve değerli, bizler kendi kültür değerlerimize ve bu toprakların masallarına, atalarımızın anlatılarına sahip çıkar, anlatsak aktarabiliriz.

AC: Aileler genelde çocuklara cadılı, canavarlı masallar anlatılmasından yana olmak istemiyor? Masalların zararları var mıdır?
GKE: Masallar bir yolculuğa davet eder kişiyi. Bu ister çocuk olsun ister yetişkin. Ve o yolculukta her şey yola dairdir. Yani masalların içindeki cadılar, canavarlar, ejderhalar var ki, kahraman var oluyor ve onlarla mücadele ediyor. Masallarda iyi ve kötü var, masallarda insana dair her şey var. Çünkü masallar tam anlamıyla bunu amaçlıyor. Hayatı anlamlandırmamızı! Ve bunu kendi simgesel dili ile yapıyor. Aklımız bizi ne kadar çok kurt’un kırmızı başlıklı kızı yemek istemesine, büyükanneyi yemesine ikna ederse etsin. Masalların bir bakışta anlamadığımız sembol dili bunu amaçlamaz. Hep bu örneği veririm atölyelerimde, bir çocuk düşünün 4-5 ya da 6 yaşında ve anne mutfakta yemek yapmakta, çocuk içerde güvenli bir ortamda oyun oynamakta… Anne emin yani güvende olduğundan. Fakat bir süre ses çıkmaz. Anne odaya girdiğinde çocuk bulduğu kalemle duvarı çizmektedir. İşte o an! Yakalandığı o anki bakışı! Fark edişi! Kırmızı başlıklı kız tam anlamıyla bunu anlatıyor. Çocuğun ilk kurtla tanıştığı o anı! Çünkü masallardaki iyi de kötü de içimizde. Masal çözümleme atölyelerimde bu masalları detaylı inceliyoruz ki masalların anlatmak istediğini kavrayalım diye. Anne ve baba olarak bunu kabullenmek istemeseler de çocukların içinde ilk tanıştıkları iyi ve kötü vardır. Ve bu tam anlamıyla tercihlerimizle ortaya çıkar. Burada çocuğa kötü demiyorum. Sadece içindeki diğer sesle tanıştığı sayısız an var ve ebeveyenler bu anların gerçekliğini kabullenmeli diyorum. İşte masal tam anlamıyla kendi sembol dili ile çocuğu hatta bizlerin diğer sesimiz olabiliyor. Kısacası masal o an neye ihtiyacımız varsa onu duymamızı sağlıyor. Ayrıca ben ailelere hep diyorum ki; çocuklar masallarda ejderhaları nasıl yeneceklerini öğreniyorlar. Korkularını ve cesaretli taraflarını kavrıyorlar. Seçimleri ve yolları fark ediyorlar. Unutmayalım ki; büyükanne bir yetişkin ve kurdu kendi dünyasın gerçekliğinde kavrayamıyor. Kırmızı başlıklı kız olduğuna inanıyor çünkü! Ve tuzağa düşüyor. Tıpkı biz yetişkinler gibi! Oysa masalın orijinalinde kırmızı başlıklı kız kurt’u fark eder. Gözlerin neden bu kadar büyük, burnun neden bu kadar büyük… İşte masal tam burada gizli! Bırakalım ki çocuklarımız masalların gücü ile keşfetsin, büyüsün.

 


AC: Anlatmak ve okumak arasındaki fark nedir?
GKE: Anlatmak kendi hayal gücünü katmanı sağlar. Anlatmak seni özgür kılar. Anlatmak kendi deneyimlerini, duygularını, düşüncelerini ifade etmenin yoludur. Ve ancak anlatınca masal gerçek anlamına kavuşur. Dinleyen anlatanın var ettiği dünyanın içine girer ve birlikte bir yolculuk başlar. Artık anlatan yoktur sadece masal vardır.
Bu yüzden özellikle ailelere masal anlatın diyorum. Okuyun da ama anlatın da! Birlikte çocuğunuzla bir masal uydurun her gece devam eden bir masal. Ve çocuğunuza hayal kurmanın sonsuz ihtimaller denizini sunun. Sizin de hayalinize ortak edin. İşte bu aranızdaki bağı güçlendirecektir. Çünkü sizi duygudaş yapar, kendinizi çocuğunuzla ayırmak zorunda kaldığınız bu çağda, unutmayın ki onlar sizler gibi olmak istiyor. Anlatan olursanız, anlatan olur ve dinler. Hayatın sırrını çocuğunuzla paylaşırsınız. Birlikte deneyimlemek hele bir masalla keşfetmek çocuklar için paha biçilemez emin olabilirsiniz.
AC: Yetişkinlere de masallar anlatıyorsunuz. Biraz bahsedebilir misiniz?
GKE: Ben çocukların masallarla keşfettiğine ve yetişkinlerin hatırladığına inanıyorum. Bu yüzden çocuklara da yetişkinlere de anlatıyorum. Anlattığım tüm masalları kendim için anlatıyorum. Kendimi iyileştirmek ve şifalandırmak için. Yetişkinlere genelde akşamları masal geceleri organize ediyorum. Bazen bir kafede, bazen kütüphanede, kadın sığınma evlerinde, derneklerde, müzelerde, parklarda, bahçelerde, hanlarda birçok yerde masal geceleri düzenledik. Ve birlikte olmanın gücünü yine birlikte hatırladık. Sohbet etmenin zorlandığı, fıkraların artık çok anlatılmadığı bu çağda dinlenebilmek benim için hep şükür verici olacak. Bu yüzden çocuklarla başka bir süreç yaşıyorum, yetişkinlerle bambaşka. Ama hepsinin ortak bir özelliği var. Doğru hikaye ile bir arada olduğumuz o enerjinin hissi. İşte bu anlatılamaz.
AC: Seni etkileyen bir masal var mı?
GKE: Olmaz mı çok! Ama benim favorim şahmarandır. Ama masal anlatmaya başladığım o süreçte beni başka çok etkilen başka masallarda, mavi sakal, dokumacı kadın ve fok derisi masalı olmuştur.
AC: İnsanlara neden masal anlatılmalı?
GKE: Yemek, içmek, üremek gibi tüm ihtiyaçlarımızı karışıyor hatta sistemde ihtiyacımız olmayan her şeye de sahip olmak istiyor, oluyoruz. Çoğu zaman ruhumuzun ihtiyacını unutuyoruz. İnsanlar masal anlatmalı mı bilemiyorum bu herkesin kendi yolculuğu… Ama insanlar ruhlarını şifalandırmalı bundan emin. Ben bu yüzden anlatanlardanım. Ruhumuzun kanat çırpışlarını hatırlamak bizi daha çok insan yapıyor diye inanıyorum. Diliyorum ki herkes kendi yolculuğunda akılını beslerken, kalbini ve ruhunu beslemeye de devam eder.
AC: Türkiye’de son dönemlerde masallarla ilgili nasıl çalışmalar yapılıyor?
GKE: Masallarla ilgili son 5 yılda önemli çalışmalar yapılmaya başlandı. Bu çok sevindirici. Popülerlik beni hep biraz temkinli olmaya davet eder. Bir şey popüler diye mi yaparız yoksa ihtiyaç diye mi tam bu noktayı fark etmek gerektiğine inanıyorum. Yoksa yapılan her çalışma çok değerli ve anlamlı. Ayrıca anlatanlar hep dediğim gibi ihtiyaçtan anlatmak istiyor. Bu ise harika. Demek hazır paketlerimiz ve kurulu dünya düzenimiz ruhumuzu baskılıyor, bir şeyler ters gidiyor, demek ki bu hissediliyor. Gerçekten bu çok değerli!
Biz de masalcı arkadaşlarımızla bizi davet eden masal buluşmalarına, kervanlara, festivallere etkinliklere katılarak payımıza düşeni paylaşıyor ve birlikte güçleniyoruz. Şimdi, bu korona günlerinde herkes evlerinde karantina altında iken, daha çok sohbet ediyor, iletişim kuruyoruz aslında birlikte olmayı hatırlıyoruz. Sosyal medya bile eğlenceli hal aldı. Sayfamda her akşam bir arkadaşım masal anlatıyor neredeyse. Herkes ihtiyaç duyulan o masalın peşinde. Masalların gücü adına diyorum!


AC: Başka hangi çalışmalarınız bulunuyor?
GKE: İstanbul Devlet Tiyatrosu sanatçısıyım. Oynuyorum ve yine derdim olanı anlatmak adına oyun yönetiyorum. Masallarla ilgili çocuklara ve yetişkinlere eğitimler veriyorum. Bunlar beni hep çok besliyor. Geçen mart sezonunda İstanbul Devlet Tiyatrosunda ‘Bir Nefes Dede Korkut’ oyununu yönettim. Oynamaktayım da. Oyun gerçekten keyifli bir şekilde ilerledi. Seyircimiz bize ait olan değerleri hatırlamaktan çok memnun olarak izlediklerini söyediler. Bunlar bizi mutlu etti. Türk cumhuriyetlerinde uluslararası festivallerde oynadık. Kazakistan’dan ve Kırgızistan’da En iyi performans ve En iyi üçüncü oyun ödüller aldık. Kültür bakanlığımız oyunlarımızı bu karantina günlerinde seyirciye ulaşması için Youtube sayfasına yükledi. Seyircilerimize evlerinde ulaşabilmek de bizim için çok değerli. Karantina günlerinde bir kere daha anladık sanatın gücünü. Sağlıkla atlayacağımız günler diliyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

© Ayben Cumalı 2020 - Tüm Hakları Saklıdır.