Müziğin Yolunu Takip Ederken Meditasyonla Buluştum…

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2020/06/IMG_4902son-1280x2071.jpg

Meriç Fıratlı müziğe 8 yaşında Kültür Bakanlığı Devlet Çoksesli Çocuk Korosu’nda şarkı söyleyerek başladı. Meriç Fıratlı’la müzik yaşamı ve meditasyon çalışmaları ile ilgili bir röportaj gerçekleştirdim.
AC: Müziğe başlama hikayenizi anlatabilir misiniz?
MF: Müziğe 8 yaşımda Kültür Bakanlığı Devlet Çoksesli Çocuk Korosu’nda şarkı söyleyerek başladım. Bu çocuk korosu, verdiği sahne üstü konserlerin yanı sıra Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin de temsillerinde yer alır.
AC: Klasik keman eğitiminiz var. Neden klasik kemanı seçtiniz?
MF: Burada klasik müzik derken kastettiğimiz sadece klasik döneme ait olan müzik değil, müzik tarihinin büyük bir kısmını kapsıyor bu repertuvar. Annem opera şarkıcısı. Babam zootekni profesörü ve iyi bir dinleyiciydi. Müzik dağarcığımın temeli, ikisinin dinlediği müzik türlerinin karışımından oluşuyor. Evde müziğin birçok türü dinleniyor olmasına rağmen ağırlık her zaman klasik müzikte olmuştu. Çocuk korosunun son yıllarında anneme şarkı söylemek istediğimi söylemiştim. Annem, konservatuvarın şan bölümüne bu kadar erken yaşta öğrenci almadıklarını, en azından liseye kadar beklemem gerektiğini söylemişti. “Ben o kadar bekleyemem” deyip, konservatuvarın viyolonsel bölümüne girmeye karar verdim. Jüri ellerimin keman çalmak için daha uygun olduğuna karar verdi, böylece keman bölümünde okumaya başladım. Her zaman tüm müzik türlerini dinlemeye de açık tuttum kendimi.

AC: Müzik sizin için neyi ifade ediyor?
MF: Yaşamı, evreni, kendini ve çevreni anlamanın en güçlü yollarından biri. İnsan dinlemeyi, tanık olmayı, eyleme geçmeyi, bağ kurmayı ve hepsini sıralamaya kalkarsam uzayıp gidecek bu listedeki değerleri öğrenebilir / geliştirebilir müziğin yolundan yürürken. Müziği icra edebilme fırsatına sahip olmaksa, az önce saydığım parçaların toplamından daha büyük bir deneyimin parçası olduğunu hatırlamanın en büyüleyici yollarından biri.
AC: Müziği tek kelime ile tarif etseniz ne dersiniz?
MF: Fazla tüketim sonucu içi boşaltılmış bir kavram ama bunu anlatacak başka bir sözcük de yok. Enerji.
AC: Çocuğuna keman eğitimi aldırmak isteyen ailelere ne tavsiyelerde bulunursunuz?
MF: Müzikle herhangi bir şekilde iç içe olmak, herhangi bir enstrüman (hangi seviyede çalıyor olduğunuzun bir önemi yok) çalıyor olmak insanın hayatında olumlu yönde birçok değişimi beraberinde getirebilir. Çünkü bu bağı kurarken yaşamdaki perspektifiniz, dolayısıyla tavrınız değişir. Günümüzde çocuklar çok fazla şeyi aynı anda yapmaya zorlanıyorlar, bundan kaçınmak gerektiğini düşünüyorum. Çocuk keman çalmak istiyorsa, elden gelen tüm desteği vermek anne – babanın yapabileceği en güzel şey olur.
AC: Meditasyonla ne zaman tanıştınız?
MF: Annemin ve babamın bana öğrettiği en güzel şeylerden biri merak etmek ve soru sormak oldu. Manevi tarafım güçlüydü her zaman, derin düşünmeye yatkındım. Hayata dair, insana dair sorularım da küçük yaşlarda başlamış. Büyüyüp bir de üzerine ergenlik gelince soruların sayısı çoğaldı, içeriği derinleşti, aldığım cevapları takip ederken meditasyonla da tanışmış oldum. Sanırım 15-16 yaşlarımdaydım.
AC: Kemanla meditasyonu nasıl ilişkilendirdiniz?
MF: Bir müzisyen, daha önce bahsettiğim “müziğin yolu” nu takip ederken ister istemez meditasyonla ilişkili bir şey yapmış oluyor. Yani demek istediğim, müzik ve müzisyen olmak meditasyonla ilişkili bir şey zaten. Benim yaptığım bu ilişkinin biraz daha altını çizmek, biraz daha görünür kılmak. Sadece icra ederek değil, dinleyerek de aktif olarak farklı bir yolculuğu deneyimleyebileceğimizi anlatmak. Önemli olan, o andaki var oluşun niteliğini optimal yere taşımak.


AC: Birlikte konser vermek istediğiniz sanatçılar var mı?
MF: Çok! İlk anda aklıma gelenler Gustavo Dudamel ve Bobby McFerrin oldu.
AC: En çok dinlemekten keyif aldığınız sanatçılar kimler?
MF: Onlar da çok sayıda 🙂 Son günlerde Electro Deluxe, Oum, Buena Vista Social Club, Ela Fitzgerald, Louis Armstrong, Aşık Veysel ve Leonard Bernstein’ın yönettiği New York Pilharmonic’nin çaldığı G.Mahler senfonileri dinliyorum.
AC: Corona günlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
MF: Corona ve beraberinde gelenler-gidenler, olanlar-olacaklar, bireysel ve global bilinç ayrıca bir sohbet konusu bence. Ben günlerimi kendime dönerek geçiriyorum. İşleyişini kendim tasarladığım bir inziva gibi. Bunu yapmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bu büyük bir çağrı bana göre. “Hey millet! Uyanın, uyandırın. Uçurumun kenarına geldik. Yuvarlanmak istemiyorsanız daha yapacak çok işimiz var!” diyor sanki Corona günleri. Bir yandan da eyleme geçme vakti yaklaşıyor. Tüm bu içe dönüşten eteğime topladığım incileri hayatın içine yerleştirme zamanı geliyor.


AC: Yeni projeleriniz var mı?
MF: Her zaman kendini yenileyen ve yeni projelere de açık olan bir yapı kuruyorum: Projects of Being. Kendini gerçekleştirmek insanın temel ihtiyaçlar piramidinde en üste duruyor fakat insanlık kendini gerçekleştirmeyi hayli zor bir konuma sokmuş yıllar içerisinde. Bir nevi kendini parçalara ayırmış, şimdi de neresinden tutup yeniden bütün olabileceğini aramakta.
Projects of Being (Varoluş Projeleri) bu fikirden doğdu. Destekleyiciler, kolaylaştırıcılar, eğitmenler, bilim insanları, düşünürler, müzisyenler ve sanatçılardan oluşan takımlarla, bütünsel yaklaşımları gerçekleştirmeyi, hayatın içine katmayı amaç edinen bir oluşum. Bir de PharmaSono ses yolculukları var. Uzun yıllardır seslerle meditasyon, ses şifası, ses terapi ilgilendiğim konular. Bununla ilgili aldığım eğitimler var. Yine bütünsel yaklaşımı benimsemeye özen gösteriyorum ve her yönden beslemeye çabalıyorum ki; gelen kişiler de aynı şekilde beslenebilsinler. Bireysel veya grup çalışmaları yapıyoruz. Keman, insan sesi, gonglar, himalaya taşları, davullar, diğer perküsyon enstrümanları, kristal kaseler ve devamlı güncellenen bir kurulumla, kişiye / gruba özel oluşturulan soyut bir ses evreninde beraber yolculuk ediyoruz diyebilirim kısaca. Bu, iç dünyayla karşılaşmak ve yine kendi iç kaynaklarımızı harekete geçirip hayatımıza katabilmek için harika bir farkındalık, öğrenme ve gelişim fırsatı sunuyor bize.
AC: Olmazsa olmazlarınız nelerdir?
MF: Olmazsa olmazlarımın başında sabah kahvem geldiğini söyleyebilirim. Sabah Kahvemi içip güne başlarım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

© Ayben Cumalı 2020 - Tüm Hakları Saklıdır.