Onun Adı ‘Nefesli Sazlar Doktoru’

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2020/05/MG_9177-1-1280x853.jpg

Kendisine ‘Nefesli Sazlar Doktoru’ deniyor. Bilkent Senfoni Orkestrası, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrası, Eskişehir Büyükşehir Belediye Senfoni Orkestrası ,Cumhurbaşkanlığı Devlet Senfoni Orkestrası, konservatuvar ve müzik okulları gibi kurumlara hizmet veriyor. ‘Yapmak istediklerimin ne kadarını yaptım, ulaşmak istediğim hedeflerin ne kadarına ulaştım diye düşündüğümde henüz bu iş tamam diyemiyorum’ diyen Aydan Akıneri ile bir röportaj gerçekleştirdim.

AC: Akıneri Nefesli Sazlar markanızın kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz?
AA: ‘Akıneri Nefesli Sazlar Laboratuvarı’nın hikayesi bundan yaklaşık 47 yıl önce Finlandiya’nın Pietarsaari şehrinde başladı. Stig Forsman’ın fagot öğrencisi idim. Fagotumda bir arıza oldu. Ne yazık ki ne Pietarsaari’ de ne de yakın bir şehirde üflemeli çalgı bakım – onarım atölyesi yoktu. Çalgı Almanya ‘ ya gönderildi. İşte o an kararımı vermiştim. Aynı yıl, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ünlü Ferre firmasından aldığım aletlerle atölyemi kurdum, Aynı firmanın eğitim çalışmalarına katıldım. Sonra bitmek tükenmek bilmeyen çalışmalar, sürekli öğrenme ve yeni metotlar derken bugüne geldik.

AC: Neden Finlandiya?
AA: 1968 yılında Ankara Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mızıka okulundan mezun oldum. Enstrümanım saksafondu. Hocam ünlü alto saksafoncu Celal Bozsoy’du. Blogunuz vasıtasıyla sevgi ve saygılarımı gönderiyorum .1972 yılında evlendim ve Finlandiya ‘ya yerleştim. Hikayemde de söylediğim gibi tesadüfler beni atölye kurmaya kadar getirdi. Ve beklemediğim kadar hızlı oldu.

AC: Neden size ‘Nefesli Sazların Doktoru’ deniliyor?
AA: Sanırım çalgıları iyileştirdiğim için! Böyle anılmak aslında beni mutlu ediyor, Müzik enstrümanlarının olduğu yerde mutlaka bakım onarım atölyesi de olmalı. Türkiye’de, geçmişte müzik okullarında, konservatuvarlarda bir ders ve anabilim dalı olan ‘Çalgı Yapım Bakım Onarım’ bölümlerinin birçoğu ne yazık ki kapatıldı. Olan birkaçı da yalnızca yaylı sazlar yapım, onarım ve bakım bölümleri. Üflemeli ağaç ve bakır çalgılar için ne yazık ki bir bölüm yok. Opera ve orkestraların bünyelerindeki atölyeler bu nedenle yeni eleman konusunda sıkıntı çekiyor. Üstelik var olan bu kurumlara bağlı atölyelerde malzeme ve alet sıkıntısı var bildiğim kadar.

AC: Markanızın çatısı altında hangi nefesli çalgıları üretiyorsunuz?
AA: Albert (Alman) Sistem Sol Klarnet üretiyoruz. Halk arasında gırnata da denir. Sol klarneti oluşturan kalak ve barel de bize özgü, biz tasarladık. Bu parçaları ayrıca satabiliyoruz. Akıneri Sol Klarnet ‘i üretirken geliştirdiğimiz özel metotlarla onu daha özel ve aranılan bir marka haline getirdik.

AC: Sadece nefesli sazlar mı üretiyorsunuz?
AA: Sadece nefesli sazlar üretiyoruz.

AC: Türkiye’de müzik konusunda bilinen birçok kurum ve kuruluşa hizmet veriyorsunuz. Bu kurum ve kuruşlardan bahsedebilir misiniz?

AA: Bilkent Senfoni Orkestrası, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrası, Eskişehir Belediye Orkestrası, Cumhurbaşkanlığı Devlet Senfoni Orkestrası, konservatuvar ve müzik okulları gibi kurumlara hizmet veriyoruz. Buralardan ve benzeri yerlerden gelen üflemeli çalgıların tamir, bakım ve onarımını yapıyoruz.

AC: Bugüne kadar nefesli sazların üretimi konusunda yapmak istediklerinizi yaptınız mı? Bundan sonraki dönemde hedefleriniz var mı?
AA: Yapmak istediklerimin ne kadarını yaptım, ulaşmak istediğim hedeflerin ne kadarına ulaştım diye düşündüğümde henüz bu iş tamam diyemiyorum. Hala projelerim var. Örneğin; Boehm (Fransız) Sistem Sol Klarnet üretmek istiyorum. Bununla ilgili çalışmalarımız var. Umuyorum yakın bir gelecekte konuyla ilgili çalışmalarımız hız kazanacak.

AA: Mesleğinizin uzmanısınız. İşiniz konusunda eğitim verdiğiniz kişiler var mı?
AC: Teşekkür ederim. Evet eğitim vermeye çalışıyorum desem daha doğru olur. Eğitim sistemi, halkaları birleştiremiyor. Hep kopuğuz birbirimizden. Çok ilginçtir, müzik okulları ve konservatuvarlar dan kaldırılan bölüm. Mesleki ve teknik eğitim veren liseler de var. Sanırım bu işi bir su borusu tamiri ile benzer buluyorlar. Asla bu işi yapanı bu mesleği seçeni küçümsediğimden değil. Su borusu tamiri ile, müzik aleti tamirinde farklı hassasiyetler vardır. Bu birincisi. İkincisi; bu bölümü seçen çocukların ne yazık ki pratik yapacakları böyle bir atölye bulma şansları yok ya da çok az. Türkiye de sayılı. Konservatuvarlarda, müzik okullarında vs atölyeler olsa staj için yer sıkıntısı çekmezlerdi. İzmir’deki çocuklar şanslı, bana geliyorlar. Ben de çok mutlu oluyorum. Ancak aralarında bu işi meslek olarak seçmek isteyen çok az. Seçseler de üniversite eğitimini yalnızca yaylı sazlar yapım, bakım ve onarımı bölümleri olan bir ya da iki üniversitede sürdürebilirler. Ne yazık ki Türkiye’de nefesli sazlar için böyle bir bölüm yok çok üzücü.

AC: İş hayatınızdaki başarı yolunda vazgeçemedikleriniz neler?
AA: ARGE. Araştırma geliştirme! Değişen dünya dediğinizde bunun içinde insan var, iklim var, çevre var, değişen ihtiyaçlar var. Müzisyenlerin çalgıları ile olan iletişimlerine de yansıyor bunlar. İşte bize düşen bu değişimde ortaya çıkan ihtiyaca göre müzik enstrümanlarına olan etkiyi araştırmak ve bu enstrümanların çalanla bağını en olumlu ve etkili biçimde değiştirmek, geliştirmek. Elbette enstrümanın özünü bozmadan.
AC: Gençlere sizin gibi başarılı olmaları için tavsiyeleriniz var mı?
AA: Çalışmak, çalışmak, çalışmak! Araştırmak, araştırmak, araştırmak! Ve asla yılmamak!

Fotoğraflar: Şener Yılmaz Aslan

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

© Ayben Cumalı 2020 - Tüm Hakları Saklıdır.