‘Şiddete Nokta Koy’
Haziran 5, 2020

‘Şiddete Nokta Koy’

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2020/06/IMG-20200605-WA0017-002.jpg

15-18 yaşlarındaki 18 liseli genç çevrelerindeki şiddet olaylarından rahatsız oluyor, seyrici kalmak istemeyerek bir fark yaratmak için yola çıkıyorlar. ‘Şiddete Nokta Koy’ projesi ile okulları dolaşıyorlar. Milenyum kuşağının yapabileceklerini anlatıyorlar. Bugüne kadar 4 binden fazla öğrenciye ulaşmışlar. Projelerine eğitim verdikleri gönüllüleri de katarak onların da farklı okullara gitmesini sağlamışlar. Her geçen gün piramitleri büyümüş. Bir de yılda bir yaptıkları ‘Nokta Koy Zirvesi’ bulunuyor. Her yıl bir zirve düzenliyor, her sene kadın ve kadına şiddetle bağlantılı farklı bir tema seçiyorlar, farklı bir probleme dikkat çekmeyi, “nokta koymayı” hedefliyorlar. Pandemi’den dolayı Instagram Live’a taşımışlar. Bu seneki zirve için yaptıkları canlı yayın sohbetlerinin kayıtlarına @siddetenoktakoy hesabının igtv kısımından ulaşabilirsiniz. ‘Şiddete Nokta Koy’ projesiyle ilgili dokuzuncu sınıf öğrencisi Can Kiremitçi ile röportaj gerçekleştirdim.

AC: ‘Şiddete Nokta Koy’ projeniz nasıl ortaya çıktı?
CK: Projemiz, bundan 6 sene önce, on iki kız öğrenciden oluşan bir sınıfta ortaya çıktı. İsveç konsolosluğu, Türkiye’de kadına şiddete dair bir kitap hazırlıyordu. Danışmanımız Teri Eskenazi’yle birlikte bu öğrenciler, kitabın araştırma sürecine yardımcı olma fırsatı yakaladı. Bu doğrultuda, medyanın kadınlara ve şiddet haberlerine yaklaşımı incelendi, gazetelerin tutumları karşılaştırıldı, kapsamlı veriler toplandı. Bir yıl sonra, bir öğrencinin projesine katkı sağlamak adına bu toplanmış veriler sunumlaştırıldı. Daha anlaşılır ve etkili olabilmesi için, sunum teatral bir sunuma dönüştürüldü, bir de çözüm önerileri kısmı eklendi. Birkaç özel okuldan sonra, İstanbul RAM’de 250 kişiye sunuldu ve çok beğenildi. Daha fazla kişiye, daha fazla okula ulaşılabilsin diye MEB’e başvuruldu, onay alındı. Özel okulların yanında, devlet okullarına, meslek liselerine, imam hatiplere gidilmeye başlandı. Proje böyle böyle büyüdü.

AC: Projenizi kaç kişilik bir ekiple gerçekleştiniz? Ekipteki yaş ortalaması nedir?
CK: Bu seneki ekibimiz, on sekiz öğrenciden oluşuyordu. Danışman hocalarımızı dışarıda tuttuğumda, yaş ortalamamızın 14-15 olduğunu söyleyebilirim.

AC: Bu projede yola çıkarken ana hedefiniz neydi?
CK: Yola çıkarken hedefimiz, ülkemizin en büyük problemlerinden biri olan kadına şiddet sorununa dikkat çekmekti. Sunumlarımızla farkındalık yaratmak, akranlarımızı bilgilendirmek istiyorduk. Fakat yalnızca lafta kalmamalıydık. Çözüm önerileri sunmalı, gerçek bir değişime giden yeni yollar bulmalı, harekete geçmeli ve geçirmeliydik.
AC: ‘Şiddete Nokta Koy’ projenizle kaç öğrenciye ulaşabildiniz? Kaç okula ulaştınız?
CK: Başladığımız günden beri, dört binden fazla öğrenciye ulaştık. Gittiğimiz okullardaki gönüllülerden sunum ekipleri oluşturarak, onların da başka okullara gitmesini sağladık. Bir ağ şeklinde büyüdük, büyüyoruz.

AC: ‘Nokta Koy Zirveniz’ çok ses getirdi. Zirve kapsamında bugüne kadar neler yaptınız?
CK: Aslında zirvemizi Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirmeyi planlıyorduk. Her şey yolunda gitseydi öyle de yapacaktık. Pandemi başlayınca, duruma hemen adapte olmak zorunda kaldık. Zirveyi instagram’dan gerçekleştirmeye karar verdik ve konuklarımızı bu doğrultuda bilgilendirdik. Yeni konukları davet etmeye devam ettik. Muazzam bir tanıtım işine giriştik, çalmadığımız kapı, ulaşmadığımız insan kalmadı. Projeye olumlu yaklaşanlar çok oldu, ve zirve günü geldiğinde çok güzel bir başarı elde ettik. Bu başarıyı, hep birlikte sağladık.

AC: Instagram üzerinde gerçekleştirdiğiniz zirvenize kimler konuşmacı olarak katıldı?
CK: Haber spikeri Ece Üner, tıp alanından Dr. Gülsen Meral ve Lizge Dağ, girişimci Zeynep Dağlı Kastro, müzisyenler Emel Özer ve Nil Venditti; ülkemize dair istatistikleri incelemek üzere İlkem Gök, Güvenç Kutlusoy ve Itır Erhart; insan hakları savunucusu Nada al-Ahdal, iş insanı Esen Tümer, komedyen Hande Yögen, gazeteci Tuluhan Tekelioğlu, “kasap kadın” Semrah Doğan, reklamcı Can Çalışkan, F-16 pilotu Berna Şenol, Sufi müziğinin önemli ismi Mercan Dede, oyuncu Pınar Altuğ Atacan, astrofizikçi Feryal Özel, avukat Begüm Gürel, radyo programcısı Meyzi Adoni ve müzik prodüktörü Cansu Kurtçu…

AC: Konuşmacılarınızı seçerken neye dikkat ettiniz ve neye önem verdiniz?
CK: Bu seneki zirvemizin teması “kadının görünmezliğine nokta koymak” idi. Yani kadınlarımızın aslında var olduğunu, ama görünmek için erkeklerden daha fazla çaba göstermesi gerektiğini anlatabilmeyi hedefliyorduk. Konuşmacılarımızı kendi alanında ses getirmiş, belli önyargıların yıkılmasına yardımcı olmuş kadınlar arasından seçmeye çalıştık. Erkek konuklarımız da benzer şekilde, cinsiyetler arası eşitlik, kadınlarımızın kalkınması gibi konulara eğilen, çalışmalar yapan insanlardı.

AC: Projenizle ilgili nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
CK: Çok sevindirici dönüşler alıyoruz. Dediğim gibi, projemiz “ne yapabiliriz?” sorusuna cevap arayan çözüm odaklı bir proje. Bu sayede, çevresinde şiddet ya da benzeri olaylarla karşılaşan, fakat ne yapması gerektiğini bilmeyen gençlere dokunabildiğimizi görüyoruz. Son zirvemize gelen yorumlardan da anladık ki, dikkat çekmeye çalıştığımız konulara yeterli duyarlılığı göstermeyen kişileri, daha aktif olmaya teşvik edebilmişiz.

AC: Kadına şiddetle ilgili ne mesaj vermek istersiniz?
CK: Biz şiddetin her türlüsünü kınıyoruz. Şiddeti engellemeye giden yolun, insanları bilinçlendirmekten geçtiğinin farkındayız. Bu nedenle biz gençler de bu meseleye el atmalı, arkadaşlarımızı, yaşıtlarımızı bilgilendirmek için ne gerekiyorsa yapmalıyız. Şiddetin yalnızca fiziksel olmayabileceğini ve en önemlisi, haklı şiddetin olmadığını unutmamalıyız. Bahaneleri bir kenara bırakıp, yaşımız ne olursa olsun elimizi taşın altına koymalıyız.

AC: ‘Şiddete Nokta Koy’ projenizle ilgili yeni düşünceleriniz var mı? Projeyi nasıl geliştirmeyi planlıyorsunuz?
CK: Hedefimiz yalnızca kendi çevremizle, İstanbul’la sınırlı kalmamak. Daha çok okula, daha çok insana, farklı kesimlere ulaşabilmek istiyoruz. Bu sene, bunu dijital ortamlar aracılığıyla uzaktan da yapabileceğimizi anladık. Benzer şekilde, Birleşmiş Milletler gibi kurumlar aracılığıyla yurt dışına açılmak da, tartıştığımız konular arasında.

AC: Bu sene zirveyi dijital olarak yaptınız. Önümüzdeki yıllarda ne şekilde devam edeceksiniz?
CK: İlk defa bu sene dijital olarak yaptık zirveyi. Gelecek sene eski formatla yenisini birleştirmek
istiyoruz. Yani insanları bir araya toplayarak bir zirve, dijital ortamdan da ayrı bir zirve düzenleyebiliriz.

AC: Bu projenin simgesi olan sarı topu hikayesini anlatabilir misiniz?
CK: Sarı top, aslında gülümseyen bir stres topu. Kadının içinde bulunduğu baskıyı yansıtırken, aynı zamanda dayanıklılığını, esnekliğini de vurguluyor. Biz, şiddete tanıklık eden, kadını acındıran bir yaklaşımı kabul etmiyoruz. Çözümcü bir anlayışla fark yaratmaya, iyileştirmeye, güzelleştirmeye çalışıyoruz. Bu top da bizim gülümseyen yüzümüz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *