‘Yarım Yamalak’ Alın Siz Tamamlayın…
Şubat 6, 2021

‘Yarım Yamalak’ Alın Siz Tamamlayın…

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2021/02/IMG-20210205-WA0001-1280x1280.jpg

Pandemi günlerinde ihtiyaçtan doğan ‘SG Yarım Yamalak’ markasının kurucularından Selda Güleç’i markalarının hikayesini anlatmak üzere blogumda ağırlıyorum.

AC: Sizi tanıyabilir miyiz?

SG: Dünyaya, yeniliklere, farklı kültürlere ilgi duyan emekli bir İngilizce öğretmeniyim. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Yüksek lisansımı ‘Eğitim Yönetimi’ konusunda yaptım. Senelerce lise ve dengi okullarda öğretmenlik, idarecilik, kurucu müdürlük, Milli Eğitim Müdürlüğü’nde proje koordinatörlüğü görevlerinde bulundum. Boğaziçi Üniversitesi Otelcilik Meslek Yüksekokulu’nda yabancı dil eğitimi verdim. Emekli olduğum okul da meslek lisesiydi ve yeme içme bölümü İngilizce alan derslerine giriyordum. Hayatım boyunca mutfağı, pişirmeyi ve pişirdiklerimi güzel sunmayı seven biri olarak mesleğim ve hobim böyle buluştu. Evimin mutfağına sığamadım, arkadaşlarımın mutfakları da yetmedi, lokanta ve otel mutfaklarına merak sardım, yurt dışında özel kurslara, on-line eğitim programlarına katıldım. Yeğenim Serdar Özenalp, French Culinary Institute, NY, şeflik programına devam ederken mutfağa ilgim ve bilgim iyice arttı. Sonra kızımın üniversite yıllarında hayatıma Berkeley ve San Francisco girdi. Orada tanıdığım yeme-içme biçimleri, pişirme teknikleri ama en önemlisi yerelden globale uzanan mutfağa bakış açısı beni tamamen değiştirdi. Chez Panisse ve kurucusu Alice Waters’dan çok etkilendim. Dünyaya özen gösteren, tüme hizmet eden bir anlayışın yayılmasının en kolay yolu sofralardan geçiyordu ve bu düşünce ile ‘SG İmalathane’ fikri doğdu.  SG İmalathane ile ilgili bilgilere www.sgimalathane.co’dan ulaşılabilir. Edebiyat, mutfak eşleştirmeleri ve atölyeler gerçekleştirdiğimiz küçük mekanımdan sonra söyleşiler ve sosyal projeler için kurduğum ‘SG Kömürlük’ ve şimdi de sevgili arkadaşım şef Deniz Doğu ile birlikte yeni yolculuğumuz ‘SG Yarım Yamalak’ hayata geçti.

 

AC: Markanızın ismi akılda kalıyor ve ilk duyulduğunda insanı gülümsetiyor. Markanızın ismi nasıl ortaya çıktı?

SG: Siz soruyu böyle sorunca ben de gülümsedim. Fikir dünyamızı saran pandemiden sonra doğdu.

Evlerde geçirilen uzun sürelerde mutfaklara pratik bir anlayış getirmekti amaç, çok yorulmadan herkesin kolayca tamamlayabileceği lezzetlerin adı ‘Yarım Yamalak, Sen Tamamla’ oldu. ‘Yarım Yamalak’ ismi sevgili yeğenim Serdar Özenalp’in fikriydi. Deniz de, ben de çok sevdik bu ismi, çocuklarımız da destek verdi. Bazı tereddütler olmadı değil insanlara vereceği algı açısından. Senelerce önemli kuruluşlarda marka yöneticiliği yapmış çok yakın arkadaşım Şebnem Bengi Keskin ‘Yarım Yamalak’ isminin sonuna onu açıklayan, ne ifade ettiğini tanımlayan bir söz lazım dedi. İşte tam o sırada “Sen Tamamla” fikri değerli dostumuz sevgili Alparslan Baloğlu’nun markaya son dokunuşu oldu.

AC: ‘SG Yarım Yamalak’ markanızın kuruluş hikayenizden bahsedebilir misiniz?  

SG: İlk yola çıkışımız, insanların pandemi sırasında, dışarıdan sipariş verilen yemekleri gönül rahatlığı ile tüketebilmesi için ısıl işleme tabi tutarak tüketebilecekleri, son 15-20 dakikasındaki süreci onlara son dokunuş olarak bıraktığımız yemekler üretmek üzerine kurgulanmıştı. Mutfaklarda keyif, sofralarda lezzet yaratabilmek için bir hayal kurmuştuk aslında ve sonra bu hayali kurutulmuş sebze ve meyveler ile kuru gıdalar kullanarak yarattığımız tariflerle cam bir süt şişesinin içine sığdırdık. Vitamin ve minerallerin bol olduğu glüten içermeyen veya az içeren, vegan ve vejetaryen beslenme biçimlerine duyarlı malzemeler kullandık. Seçim yaparken yerel üreticilere ve kadın emeğine farkındalık yaratmayı önemsedik. Çocuklar için çok eğlenceli, gençler için pratik, herkes için işleri kolaylaştırmak üzere hazırladığımız şişeler mutluluk yaratmaya odaklandı.

AC: Şu an markanızın çatısı altında hangi ürün kategorileri yer alıyor?  Önümüzdeki dönemde yeni ürün kategorileri ekleyecek misiniz?

SG: Ürünlerimiz, çorbalar, yemekler, kekler, kurabiyeler ve atıştırmalıklardan oluşuyor. Yavaş yavaş şifalı içecekler de eklemeye başladık. Ayrıca önümüzdeki günlerde bebeklere ve çocuklara yönelik ürünlerimiz tüketici ile buluşuyor.

AC: En çok satışı olan ürün kategorileri hangisi?

SG: En çok çorbalarımız tercih ediliyor şu an. Mevsimin kış olması önemli bir faktör tabi, sadece su kullanılarak hazırlanabiliyor olması da bir diğer önemli faktör.

 

AC: Ürünleriniz ile ilgili nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

SG: Açıkçası çok sevildi. İçeriği ile ilgili güzel iltifatlar aldık. Şişelerimiz de herkese sempatik ve pratik geliyor. Şişenin kendisini ölçü olarak kullanabiliyor olmak işleri kolaylaştırıyor. Geri dönüşümü de söz konusu. Tüm bu beğeniler bize çok mutluluk veriyor.

AC: Covid-19 döneminde ürün satışlarında bir artış oldu mu?

SG: ‘SG Yarım Yamalak’ zaten bu dönemin ihtiyaçları doğrultusunda doğmuştu.

AC: Müşterileriniz kaç yaş grubundan oluşuyor? 

SG: Gençler, çocuklar, anneler, babalar her yaş grubu var diyebilirim. Bir örnek vermek isterim. Üniversiteyi şehir dışında okuyan öğrenciler için anneleri ürünlerimizden sipariş verip çocuklarının ev adreslerine yolluyorlar.

AC: Erkeklerin ürünlerinize ilgisi nasıl?

SG: Erkeklerin de ürünlerimize ilgisinin çok iyi olduğunu söyleyebilirim. Özellikle yalnız yaşayanlar çok memnunlar ürünlerimizden. Ve de çocukları ile yemek pişirmeyi seven babalar.

AC: Müşteriler sizin ürünlerinizi nelerden alabilirler?

SG: www.sgyarimyamalak.com’dan siparişle ya da mutfağımıza uğrayarak temin etmek mümkün. Pek çok satış noktasında da raflarda ürünlerimiz yerini alacak. Görüşmelerimiz sürüyor.  Şu anda en çok online satış tercih ediliyor.

AC: Önümüzdeki dönemdeki hedefleriniz ve projeleriniz nelerdir?

SG: Önümüzdeki dönemde hedef doğaya daha yakın hatta doğanın içinde olmak. SG Tarla’yı hayata geçirmek için Urla Barbaros Köyü’nde çalışmalara başlıyoruz. Yeni projeler ise SGTV ve SG Yayınları. Bunların hepsi birbiri ile iç içe, biri bir diğerini doğuran ve bir arada yürüyecek projeler. Lego gibi veya bir nevi puzzle gibi, birbirlerini tamamlayarak tamamlanıyorlar.