Zarife Gizem İbrahimoğlu ‘İnsan yaptığı şeyi severek ve kendinden emin olarak yapmalı’

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2020/11/DBDEF064-46AC-43A0-BE0D-24C4AF0D4214-1.jpeg

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde aldığı iç mimarlık eğitiminden hemen sonra kazandığı burs yarışması ile hayali olan Milano Domus Academy’de “Interior and Living Design” üzerine master’ını  tamamlayan Tasarımcı Zarife Gizem İbrahimoğlu ile Pazar röportajı  gerçekleştirdim.

AC: Gizem Hanım sizi tanıyabilir miyiz? 

ZGİ: 32 yaşında bir yüksek iç mimar, tasarımcıyım. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde aldığım iç mimarlık eğitiminden hemen sonra kazandığım burs yarışması ile hayalim olan Milano Domus Academy’de “Interior and Living Design” üzerine master’ımı tamamladım. İç mimarlığın en çok detay ve dokularla olan ilişkisini seviyorum. Daha çok da malzemeye dokunmayı, ellerimle üretmeyi seviyorum.Çocukluğumdan beri her yere resmetmekten, elimdekileri değiştirmekten, dönüştürmekten keyif alıyorum.

AC: Zarife’nin ismine nasıl karar verdiniz?

ZGİ: Zarife ismimin hayatımdaki yerini şimdi bulduğuna inanıyorum. Zarife’yi yıllarca ismimi uzattığı için sildirmeyi düşündüm. Bir sebebi olduğuna inanarak sonunda vazgeçtim. Yaş aldıkça özellikle 30 yaşıma bastığımda zamanın ne hızlı geçtiğini fark edip hayat yönümü çevirip hep ertelediğim, fakat  hayalini kurduğumda beni heyecanlandıran, mutlu eden şeyleri yapmaya karar verdiğimde dedim ki ‘evet artık Zarife’yi yaşatma zamanı geldi’.

AC: Yurtdışında okumak size neler kazandırdı?

ZGİ: İtalyanların tasarıma bizden çok farklı bir bakış açısı var. Deneyimlediğim kadarıyla maalesef bizim ülkemizde tasarıma yaklaşım öncelikle satılıp satılamayacağı yönünde. Aldığım eğitimde ise tasarım yaparken öncelik ürüne kendinden bir parçaymış gibi bakmak, kendini yansıtmak daha sonra nasıl satabileceğine odaklanmak. Tabi ki her zaman bir tasarımda ikisi doğru bir dengede olmalı. Fakat tasarım öncelikle tasarımcıyı yansıtmalı. Aldığım eğitim bana tasarladığım ürünle duygusal bağ kurmayı, kendimden bir yansıma yaratmayı öğretti.

AC: Ürünlerinizi hazırlarken ilham aldığınız kaynaklar var mı? 

ZGİ: Güzel olan her şey diyebilirim. Güzellik ne kadar göreceli bir kavram olsa da gördüğüm bir resim bir heykel,  bir kumaş, bir fotoğraf kendine tekrar dönüp baktırıyorsa, hatta gözümü üzerinden alamıyorsam, içine çekip merak uyandırıyorsa güzeldir benim için. En büyük isteğim benim sahip olmaktan mutlu olduğum ürünleri  insanlar için  üretmek.

AC: Ürünlerinizi hazırlarken nelere dikkat ediyorsunuz? 

ZGİ: Mekanda objelerin enerjisi olduğuna inanıyorum. Başlangıçta sahip olmayı istediğim, mekanda canlandırdığım, ‘keşke böyle bir ürün olsa’ diye düşündüğüm fakat bulamadığım objeleri üretmekle başladım. Ürettikçe  üretmenin objenin kendisinden daha çok mutlu ettiğini fark edince, çevremdeki insanlarla paylaşınca heyecan duyduklarını gördükçe, markamı oluşturmaya karar verdim.

AC: Tasarladığınız bir ürünü ortama kaç günde bitirebiliyorsunuz?

ZGİ: Objenin boyut ve işçiliğine göre değişiyor. Kimi zaman ürünü önceden gözümde tasarlayarak ne yapacağımı bilerek başlıyor ve 1-2 günde bitiriyorum. Kimi zamansa ürünü elime aldığımda zamanla üzerine ekleyerek, içimden geldiği gibi işleyerek bir hafta hatta bir ay sürdüğü oluyor.

AC: Objelerinizde Japon kadınları kullanma fikri nasıl ortaya çıktı?

ZGİ: Çocukluğumdan beri Uzak Doğu sanatını görerek ve severek büyüdüm. Annem Uzak Doğu sanatına, mobilyalarına ve antikalarına olan aşkını içinde büyüterek bana aşıladı. Sanırım nedenini hiç sorgulamadan sevdiğim bir stil. Geyşaları, rengarenk kumaşları, ince ve detaylı süslemeleri üzerinde barındıran, gerek duruşu gerek tavrıyla kadının en zarif hallerinden görmüşümdür. Sahip olduğu tüm detayları ve zarafeti ile geyşaları resmetmek bana gerçekten keyif veriyor.

AC: Tasarımcı olmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

ZGİ: Yaptığı şeyi severek ve kendinden emin olarak yapmalı insan. İşi severek yapmak iş olmaktan keyife dönüştürüyor. Emin olmak ise kafandaki binlerce ‘acaba’ sorusunu cevaba çeviriyor.

AC: Önümüzdeki dönemde projeleriniz ve hedefleriniz nelerdir?

ZGİ: Adım adım, kendi huzurum ve dengem ile ilerliyorum. Şu anda ürünlerimi tamamen el boyaması ve el işçiliğiyle ürettiğim için sınırlı sayıda üretim yapabiliyorum. Kendimi zevk aldığım işten uzaklaştırmadan üretmeye devam ederek, herkesin ulaşabileceği ve kullanabileceği ürünler çıkarmayı düşünüyorum.

AC: Sergi açmayı düşünüyor musunuz? 

ZGİ: Her yönüyle “Zarife”yi yansıttığını hissettiğim objeler çıkardığımda sergi açmayı düşünüyorum.

AC: Olmazsa olmazlarınız nelerdir?

ZGİ: Şu sıralar üzerine çalışabileceğim herhangi bir obje, fırça ve boya.

AC: Başarın anahtarını tek kelime ile tanımlarsanız ne dersiniz?

ZGİ: Kendine güven. Kimsenin ne düşündüğünü ve söylediğini önemsemeden kendine güvenirse başarılı olur insan.

 

© Ayben Cumalı 2020 - Tüm Hakları Saklıdır.