Çocuk Yaşta Tek Başına Uçmayı Öğrenmek

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2020/03/20200318_183516.jpg

Kitapçıya giderken alacağım kitapların kararını zaten vermiştim. Bunların en başında okumayı istediğim, başarılı senarist Nilgün Öneş’in ‘Ağlamak Yok’ kitabıydı. Nilgün Öneş kim mi?  İkinci Bahar, Ihlamurlar Altında, Hatırla Sevgili, Bu Kalp Seni Unutur Mu?, gibi unutulmaz dizilerin hepsi onun güçlü kaleminden çıkmış. Nilgün Öneş aynı zamandan iç mimar ve grafik tasarımcısı. Şimdi yazdığı kitapla konuşuluyor.

Doğan Kitap’tan çıkan kitabın adı ‘Ağlamak Yok’. Öyle görülüyor ki uzun süre de konuşulacak. Kitabı birkaç kitabevine sorduktan sonra dördüncüde buldum. Yok satıyormuş. Çok fazla sorulduğunu ve hızlıca bittiğini söylediler. Corona virüse karşı tedbir olarak evde geçireceğimiz bu günlerde okuyacağım kitapların arasından onu okuma sırasında birinciye koydum.

Kitabı elimden bırakamadım ve o kadar kısa sürede bitirdim ki. Akıcı dili, ilginç konusu sizi esir alıyor ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Kısacası kitap sizi içini alıyor. Annesi, babası, amcası, Elif, Meral Abla, Yüksel Hanım, Haluk, Nezih Abi, Hasan, Kiraz kitaptaki karakterlerden bazıları. Karakterlerin naifliği insanı etkiliyor. Hayatta herkes sevdiği insanı kaybedebilir. Ama kitaptaki Elif annesini çok küçük yaşta kaybediyor. Bunu kabullenmesi elbette ki çok zor. Elif de bu durumu kabullenmiyor ve inancının arkasından gidiyor. Kısacası Elif’in hayat sınavı çok küçük yaşta başlıyor.

Nilgün Öneş’le, Elif karakterinin ortak noktası ikisinin de küçük yaşta annelerini kaybetmeleri. Kurgu olan bu romanda diğer karakterlerin yaşamları da ilginç. Her sayfadan etkilenerek bitirdiğim kitabın sonunda iki sayfadan oluşan Nilgün Hanım’ın teşekkürler bölümü var. Oradan bir bölüm aktarmak istedim: ‘Bu hikayeyi 2006 yılının 10. ayında karalamaya başlamışım. Ne zamandır niyetliydim ama oturup bir dosya açmak ve ilk satırları yazmak zamanımı aldı. O dönemdeki iş yoğunluğumdan olsa gerek. Yine de fırsat buldukça açıp baktım, bazı eklemeler yaptım ama o kadar, bir süre kendi köşesinde kaldı. Sonunda 2011 yılında bir hikaye bütünlüğü yakaladığımı düşünüp, ne kadar zor beğenen biri olduğunu bildiğim halde okuması için Yavuz Turgul’un önüne koyacak gücü kendimde buldum. Bana devam etme cesareti veren iki kişiden biri odur. Diğeri de kızım Ceren Oykut.

Ceren yazdıklarımı okumadan önce çocukluğundan beri bu hikayeyi defalarca dinlemişti. Elif’in yalnızlığını, çaresizliğini yakalamak için çizdiği ama sonradan birlikte aldığımız bir kararla kullanmaktan vazgeçtiğimiz desenle de uğraştı.

Bir anlatım dili yakalama çabaları, vazgeçmeler, yeniden başlamalarla bugünlere kadar geldik. Sonunda roman formuyla yazdıklarımı tekrar Yavuz’a ve Ceren’e teslim ettim ve böylece süreç başlamış oldu. Aldığım büyük desteğe rağmen yeni bir kurban arayışı sonucunda kardeşim Meltem Öneş de kendini işin içinde buldu. Üçü de epey bir çilemi çektiler. Bu yüzden en büyük teşekkürüm onlara…
Yavuz, Ceren ve Meltem… İyi ki varsınız diye teşekkürler bölüme devam ediyor.
İçinden geçtiğimiz dönemde sizlere iyi gelecek bir kitap diye düşünüyorum. Ben çok severek okudum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

© Ayben Cumalı 2020 - Tüm Hakları Saklıdır.